logo

Sitemize hoşgeldiniz.
Tarih: 11-22-2014
Saat: 04:39

Art – Paslanmaz Makina

Süt sektöründe; anahtar teslim çiftlik kurulumu , Süt Soğutma Tankları , Süt Depolama Tankları , Süt Taşıma Tankları , Süt Alım ve Ölçüm Cihazları, Eşanjör (Pompa) ve Süt Sağım Üniteleri , süt sağım odaları , süt sağım sistemleri , süt sağım makinaları , Çiftlik Ekipmanları , yatak demiri , yemlik kilidi , zincirli gübre sıyırıcı , hidrolik gübre sıyırıcı , kaşıntı fırçası , krom ve galvaniz suluklar , Soğuk Hava Deposu, Anahtar Teslim Süt Fabrikası Kurulumu , PNC Özel Makinaları en son teknolojiye göre Kurulum , Üretim ve Teknik Servis Hizmeti vermektedir.
Site Map Contacts anasayfa

Üye Panelİ

Anket

    • Tasarımı Nasıl Buldunuz?

      Anket Sonuçları

      Loading ... Loading ...
  • İletişim

    Canbeyler Mahallesi Yeğin Sok. NO:1

    BASKİL/ELAZIĞ

    Telefon/Fax: +90 424 225-3434
    E-Mail: info@artpaslanmazmakina.com

    TAKVİM

    Kasım 2014
    Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
    « Eyl    
     12
    3456789
    10111213141516
    17181920212223
    24252627282930
    Bulundugunuz Yer: Ana Sayfa » Blog » ART Paslanmaz Makina » Hayvancılık ve Çiftlik İdaresi, Yönetimi Hakkında Tüm Bilgiler

    Anahtar Teslim Çiftlik Kurulumu

    Bilgi Profili : 1

    SIĞIRCILIK YATIRIMI PROJELENDİRMESİ 
    HAKKINDA GENEL BİLGİLER

    SIĞIRCILIK YATIRIMI PROJELENDİRMESİ HAKKINDA GENEL BİLGİLER

    Projelendirme bir bütündür. İşletme yeri seçimi, başlangıç ve nihai kapasitenin belirlenmesi avlu planlaması ve teknoloji seçimi ile kaba yem ve kesif yem üretiminin planlanması konularının birlikte ve doğru olarak kararlaştırılmasını gerektiren bir süreçtir. Bilgi toplamak ve bazı işletmeleri görmek, izlemek yatırımcı için çok yararlıdır. Ancak böyle bir çalışma, profesyonel katkı alınmadan yapılırsa, tam anlamıyla isabetli bir karar için tek başına yetmemektedir. Herşeyden önce hemen her gün yeni teknolojik ve biyolojik bilgiler ortaya çıkmakta ve yeni yatırımların profesyonel olarak projelendirilmesini gerekli kılmaktadır. Diğer bir deyişle bugün yapılan yatırım ertesi gün eski yatırım olabilmektedir. Bu nedenle yatırımlar planlanırken ileriye dönük gelişmeler de gözönüne alınmalıdır. Yani yatırımın projelendirilmesinde zaman boyutu da olmalıdır. 

    Aslında hayvancılık yatırımı bitkisel ve hayvansal üretimin entegrasyonudur. Bu bütünlük ne kadar iyi değerlendirilirse yatırımın o kadar karlı olacağı ortadadır. Bitkisel (özellikle kaba yem) üretimin yeterli ve kaliteli olarak yapılması sığırcılık yatırımında karlılığı doğrudan etkileyen bir etmendir. Bunun yapılması için hayvan gübresi kullanımının da çok iyi projelendirilmiş olması gereklidir. Projelendirme sadece barınaklara ait çizimlerle sınırlı değildir, önemli olan işletmenin bir bütün olarak projelendirilmesidir.

    Yatırımın projelendirilmesi sırasında profesyonel katkı çok önemlidir. Yatırımcı, yatırım maliyetini azaltmak için sadece olmazsa olmazları yapmaya karar verebilir. Ancak bu yola gidildiğinde bazı eksiklikler nedeniyle ortaya çıkabilecek sorunların nasıl en aza indirileceğinin ve ne şekilde giderileceğinin profesyonel bir anlayışla çözülmesi gerekir. Böyle bir bilginin elde edilmesi ve doğru olması zorunludur. Aksi halde yatırımcının ileride kendi gözleyeceği aksaklıkları uygun biçimde giderecek önlemleri alması çok zordur.

    Sığırcılık işletmelerinin projelendirmesi ART PASLANMAZ MAKİNA uluslararası düzeyde bilgilere dayalı olarak ve başarı ile yapmakta olduğu bir çalışmadır ART PASLANMAZ MAKİNA’ın deneyimi işletmenizi kurarken çok büyük yararlar sağlayacaktır. Diğer taraftan aynı bilgi birikimi ile ART PASLANMAZ MAKİNA önceden yapmış olduğunuz yatırımınızı iyileştirmek ve büyütmek için de size yardımcı olmaya hazırdır. Sürünüzün daha iyi yönetilmesi için de ART PASLANMAZ MAKİNA
    ’dan yararlanabilirsiniz. ART PASLANMAZ MAKİNA sığırcılık işletmelerine her aşamada katkı sağlayacak bilgi ve deneyimlere sahiptir. Bize danışın, karlılığınızı birlikte arttıralım.

    Öte yandan ART PASLANMAZ MAKİNA sığırcılıkla ilgili her türlü alet-ekipmanı sürekli olarak ithal edip pazarlamaktadır. Bu malzemeler AVRUPA, ABD, YENİ ZELANDA ve AVUSTURALYA gibi dünyanın çeşitli yerlerinden gelmektedir ve benzerlerinin en iyileridir.

    ART PASLANMAZ MAKİNA bu malzemeleri, diğer firmaların sorumluluk taşımadan yapmış olduğu gibi, proje bağlantılı olmaksızın rutin olarak da pazarlamaktır. İşletmenizin her aşamasında doğru makina sağlamak için ART PASLANMAZ MAKİNA yararlanabilirsiniz. Burada kısaca özetlenen konular hakkında açıklayıcı bilgiler aşağıda yazımızın devamında verilmiştir. Bunları da inceledikten sonra, daha fazla ayrıntı için bizi çekinmeden aramanızı rica ederiz.

    PROJE HAZIRLANMASINDA ANA İLKELER

    1. Proje Yerinin Seçimi

    İklim, pazar olanakları, yem üretimi ve hammadde sağlama olanakları göz önüne alınır. Bu süreçte şu aşamalardan geçilir:
    1.1 Yörenin seçimi
    1.2 Yöre içi seçim
    1.3 Arazi içinde işletme yeri seçimi

    2. Kapasite Seçimi

    İşletmenin başlangıçtaki ve yıllara göre ulaşması istenen kapasitesinin saptanmasıdır. Bu yapılırken yatırımların yanısıra, işletmede çalışanların eğitim düzeyi ve bilgi düzeyindeki gelişmeler ve yem bitkisi üretim olanakları gözönüne alınır.
    2.1 Başlangıç kapasitesi
    2.2 Son kapasite

    3. Teknoloji Seçimi

    Teknoloji seçiminde güncel olarak mevcut bütün olanaklar profesyonel bilgiler elde edilerek saptanmalıdır. Bu yapılırken günümüz teknolojisi yanısıra, yakın gelecekte üretilecek teknolojiler de göz önüne alınmalıdır.
    3.1 Başlangıç teknolojisi seçimi
    3.2 Son kapasite için teknoloji seçimi

    İşlevsel olarak teknoloji seçiminde aşağıdaki ana konular göz önüne alınmalıdır:
    - Barınak ve Barınak İçi Ekipman Teknolojisi
    - Gübre Temizliği ve Kullanımı Teknolojisi
    - Kaba Yem ve Kesif Yem Üretimi Teknolojisi
    - Sağım Teknolojisi
    - Sürü Yönetim Teknolojisi
    - Buzağı Büyütme Teknolojisi
    - Yemleme Teknolojisi

    4. Eğitim

    Eğitim, işletmenin başarılı olması için en önemli unsurdur. İşletme sahibi işletmeyi ana konularda izleyebilecek durumda olmalıdır. Bir işletmede elde edilecek başarının, en az eğitilmiş eleman kadar olabileceği unutulmamalıdır. Bu hizmetimiz, aktif danışmanlık kapsamında ayrıca sunulabilmektedir.

    4.1 İşletme sahibinin eğitimi
    4.2 Teknik eleman eğitimi
    4.3 İşçi eğitimi ve iş protokollerinin düzenlenmesi

    5. Yem Bitkileri Üretimi

    Yem bitkileri üretiminin planlanması sığırcılık işletmesi için çok önemlidir. Yeterli ve kaliteli yem bitkisi üretimi karlılığı doğrudan ve büyük ölçüde etkilemektedir.

    5.1 Yem bitkilerinin seçimi
    5.2 Yem bitkileri üretimin planlanması

    6. Hayvan Alımı

    İşletme kurulurken sağlıklı ve yüksek verimli hayvan alımı çok önemlidir. Hayvan alımı yurtiçi veya yurtdışından da olsa, hayvan seçimi işletmenin geleceğini belirleyecek önem taşımaktadır. Ayrıca işletmenin projelendirmesine bağlı olarak zamanlama yapılması da gereklidir.

    7. Sürü Yönetiminde İzlenecek Yolun Ve Teknolojinin Seçimi

    Sürü yönetiminde çok değişik teknolojilerin seçilmesi olanağı vardır. Bunların ayrıntıları bilinmeden karar verilmesi pek çok yanılgıya sebep olmaktadır.

    8. İşletmenin İşlevsel Projesinin Çizilmesi

    Önceki aşamalarla ilgili incelemeler tamamlandıktan ve kararlar oluştuktan sonra işletme projesinin hazırlanması gerekmektedir.Bu projelendirmede;

    - Sağmal ahırlar
    - Sağımhane, bekleme yeri gidiş-geliş koridorları
    - Kurudaki hayvan ahırları
    - Doğumhane
    - Revir
    - Buzağı büyütme kulübe ve ahırları
    - 2-8 aylık genç hayvan ahırları
    - 8-18-22 aylık genç hayvan ahırları
    - Kesif yem üretim biriminin tasarımı
    - Silaj çukurları
    - Gübre çukuru ve toplama havuzu
    - Ot ve yem depoları
    - Gezinti bahçeleri ve alan drenajı
    - Güvenlik sistemleri
    - Sosyal tesisler (işçi lojmanları, idari bina, yemekhane v.b.)
    - Destek üniteleri (atölye, garaj v.b.)

    gibi birimler yer almaktadır. Bütün bu birimlerin yerleşiminin uygun bir şekilde tasarlanması işletme içi trafik için çok önemlidir. Bu planlama doğru olarak yapıldığında işletmeye küçümsenmeyecek düzeyde işgücü ve enerji (mazot, elektirik) tasarrufu sağlar.
    İşletmenin projelendirilmesi bütün bu evreleri kapsamaktadır. Projelerin sadece çizim aşaması 14-16 haftalık bir süre gerektirmektedir. Firmamız tarafından yapılan bu çizimler imalat için her türlü ayrıntıyı içermektedir.

    Görüldüğü gibi sığırcılık işletmesi basit bir yatırım değildir. Bir entegre tesis niteliğindedir. Sanayi yatırımında olduğu gibi her türlü ayrıntının düşünülerek yapılması gereken bir yatırımdır. Hatta sanayi yatırımından farklı olarak geriye dönüp hataları düzeltmek çok
    zordur. Örneğin sanayide bozulan veya yetersiz olan bir motoru değiştirmek ve geriye doğru hataları düzelterek eksikliği gidermek olasıdır. Hayvanda ise böyle bir değişiklik olmayacağı için yapılan yanlış hayvanın ekonomik değerini yitirmesi sonucunu doğuracaktır. Çünkü hayvan biyolojik bir varlıktır. Bu nedenle projelendirmede ayrıntılar kimi zaman bir sanayi yatırımından daha fazla önem taşıyabilmektedir.

    İşte yatırımcının projelendirme aşamasında sağlayacağı doğru bilgi, yani profesyonel bilgiye ulaşması gereği, bu nedenlerle çok önemlidir. Ülkemizde bu nitelikte projelendirme yapabilen, uluslararası düzeyde profesyonel katkı sağlayabilecek kuruluş ART PASLANMAZ MAKİNA firmasıdır. Şirketimiz bunu yaparken çok sayıda benzer yabancı firma ile çalışmakta ve dünyadaki güncel gelişmeleri sürekli izleyerek kendini yenilemektedir. ART PASLANMAZ MAKİNA yapısı ve geçmişi gereği işletmelerin projelendirmesini, eleman eğitimini yapan ve dünyada sığırcılık ile ilgili gelişmeleri sürekli izleyen bir kuruluştur.

    PROJE YERİNİN SEÇİMİ

    Proje yeri seçilirken mevcut araziniz yoksa ve Türkiye’nin herhangi bir yeri sizin için önemli değilse, bölge / yöre seçiminde;

    - Çok sıcak olmayan,
    - Nisbi nemin düşük olduğu,
    - Sulanabilir tarım arazilerinin yakın olduğu ,
    - Büyük pazarlara uzak olmayan ,
    - Tarımsal arazi fiyatlarının pahalı olmadığı yöreler öncelikle seçilmelidir.

    Yöre içi seçimde ise;

    - Rüzgar esintilerini kolay alabilen doğal yapıda yüksekte yer alan,
    ( Drenaj sorunu olmayan )
    - Ana yoldan az içeride,
    - Tarımsal üretim arazilerine yakın,
    - Enerji hatlarına yakın,
    - Temiz yeraltı suyunun kolayca sağlanabildiği,
    - Arazi fiyatları yüksek olmayan
    - İşletme binaları için sağlam zeminli,
    - Hayvancılık işletmelerine çok yakın olmayan
    yerler seçilmelidir.

    Arazi içinde işletme yerinin seçiminde ise;

    - Tarımsal açıdan en niteliksiz,
    - Sağlam zeminli,
    - Nisbeten yüksek ve esinti alabilen
    - Binaların uygun yönde yerleşimi için elverişli şekilde olan,
    - Bitkisel üretim alanlarına ulaşımı kolay olan,
    - Büyümeye elverişli konumda bulunan yerler seçilmelidir.

    KAPASİTE SEÇİMİ

    Kapasite seçiminde temel ilke olarak modern alet-ekipman kullanmaya değecek en küçük kapasitenin altında seçim yapılmamalıdır.Kapasitenin küçüklüğü nedeni ile pahalı bulunarak vazgeçilecek bir makina alımı düşük verimle sonuçlanabilir. Örneğin modern bir yemleme makinasının (TMR/Yem dağıtma vagonu) yokluğu % 10-12 düşük verime razı olmak demektir. Buna göre asgari kapasite modern makina olanaklarından yararlanılacak büyüklükte olmalıdır. Kapasitenin başlangıç ve sonraki aşamalar için ayrı,ayrı saptanması en doğrusudur. Böylece daha küçük sürüde başlayıp, çalışanların bilgi birikimi yeterli olduğunda son kapasiteyi oluşturmak daha uygundur. Ancak yeterli kadrosu olan yatırımcılar için böyle bir zorunluluk yoktur. Sadece doğumların yıl içinde yayılmasını sağlamak amacıyla hayvan alım sürecinin ayarlanması yeterlidir.

    Kapasite seçiminde başlangıç olarak seçilen kapasite, iki katına veya dört katına artırılacak şekilde tasarlanırsa kapasite artırımı için çok kolay ve ucuz çözüm
    bulunması olasıdır. Süt sığırı yetiştiriciliğinde kapasite tanımı, sürüde yıl boyunca sağılan hayvan sayısına göre yapılmaktadır. Sürüdeki diğer hayvanlardan erkeklerin 18 aylık besi sonunda, dişilerin ise 22 aylık gebe düve olarak sürüden çıkarıldığı varsayılırsa, toplam sürü büyüklüğü sağmal sayısının yaklaşık 2,85 katı kadardır. Örneğin 200 sağmal kapasitenin, toplam sürü büyüklüğü (tam kapasite) ortalama 570 baş hayvandır. Sürüde hayvan satışı için değişik seçenekler bulunabilir. Bu seçeneklere göre sürünün yapısı değiştirilebilir.

    TEKNOLOJİ SEÇİMİ

    Teknoloji seçiminde ahır içi ekipman ve her türlü alet-makina hakkında işlevsel olarak bütün ayrıntılı bilgiler saptanmalıdır. Bu bilgiler kesinlikle profesyonel katkı sağlayabilecek yani teorik bilgilerin yanısıra bizzat bunları (veya benzerlerini) kullanmış, sonuçlarını bilen teknik
    kişilerden edinilmelidir. Bu konuda ayrıntılı bilgilere dayalı karar oluşturmadan sağlıklı projelendirme yapılamayacağı kabul edilmelidir.

    Teknoloji seçimi, yapılan yatırımda ileri dönük gelişmeleri de gözönüne alınarak yapılmalıdır. Her üretim sektöründe olduğu gibi sığır yetiştiriciliğinde de hızlı teknolojik gelişmeler olmaktadır. Bu nedenle sadece mevcut işletmelere bakarak doğru karar alınması çok zordur.

    Teknoloji seçimi başlangıç ve son kapasite için ayrı ayrı yapılabilmektedir. Böylece yapılan yatırımda parasal olanakları daha etkin kullanmak olasıdır. Öte yandan çalışanların bilgi birikiminin artışına paralel olarak, ileri teknolojiye yer verilmesiyle olası uyumsuzlukların engellenmesi de mümkündür.

    Sığırcılıkta yem üretimi ile entegre bir sistem kurulacağı için, benimsenecek yemleme programlarının belirlenmesi de karar aşamasında makina seçimini etkileyecektir. Yem üretimi kadar yemlemenin uygulanması da çok önemlidir.Yemlemede (yem dağıtımı ve farklı yaş ve fizyolojik durumdaki hayvanların yemlenmesi) için çok değişik seçenekler vardır. Amatör yaklaşım ile çok kolay olarak görülen (veya gösterilen) seçenekleri benimsemiş pek çok işletme sonradan bazı sıkıntılar yaşayabilmektedir. Yemlemenin besleme programına uygun, doğru, ve kolayca yapılması açısından teknoloji seçimi çok önemlidir.

    Teknoloji seçiminde dış kaynaklı ve ülkemizde üretilen malzemeler birlikte kullanılmaktadır. Bunun için bazı konularda ART PASLANMAZ MAKİNA özgün olarak tasarımını sağladığı, doğru malzemeyi doğru adreslerden temin etmenize de yardımcı olmaktadır. Gerek yurtdışı alımlar ve gerekse yurtiçi imalat için ART PASLANMAZ MAKİNA’ın bilgi birikimi doğru ve ucuz olanı sağlamanız açısından en iyi dayanak olacaktır.

    Teknoloji seçiminde, işlevsel olarak işletmede kullanılan sistemler ayrı olarak ve tüm ayrıntılarıyla incelenmelidir.

    Barınak ve Barınak içi Ekipman Teknolojisi

    Barınak projelendirilmesinde yörenin iklim koşullarına uygun yapılanma çok önemlidir. Özellikle barınak içindeki doğal havalandırma için uygun açıklık ve çatı profili iyi seçilmelidir. Ayrıca bina içi ve binalar arası trafik düzenlenmesi açısından da bina içi ayrıntılar iyi bilinmelidir. Ayrıntılı mimari çizimler çok önemlidir. Birçok kaynaktan kolayca bulunabilen, ancak ayrıntıları içermeyen çizimlerle yapılan barınaklar sonradan giderilemeyen hatalara neden olmaktadır. Yapılacak barınağın hiçbir ayrıntısı, bunu yapan kişilerin çözümüne bırakılmayacak şekilde projelendirilmeden barınak yapılmamalıdır. Basit bir görünüş planına bağlı olarak yapılmaya çalışılan, ayrıntıların projelendirmesini yatırımcının kişisel beceresine bırakan uygulamaların ileride çözümsüzlüğe varan veya düzeltilmesi çok pahalıya malolan sorunlar yaratabileceği asla unutulmamalıdır.Diğer taraftan hayvan davranışları bilinmeden üretilecek çözümler büyük kayıplar meydana getirebilmektedir.

    Barınak içinde yer alan durak tipleri ( hayvanların yattıkları duraklar ) için çok sayıda seçenek vardır. Son yıllarda geliştirilen yeni tipler daha büyük rahatlık sağlamaktadır. Bütün bunlar arasındaki farklar ve sağlayacağı yararlar bilinmeden karar oluşturmamalıdır.

    Barınakta yemlik kilitleri ve durakların yatakları için de değişik seçenekler bulunmaktadır. Durak demiri, yatak, yemlik kilidi için ithal seçeneklerin yanısıra yerli imalat seçenekleri de bulunmaktadır. Bunların ister ithal, ister yerli olanı seçildiğinde, ART PASLANMAZ MAKİNA her türlü katkıyı sağlayacaktır.

    Gübre Temizliği Ve Kullanımı Teknolojisi Seçimi

    Gübre temizliğinin ahır içinde yapılması için otomatik sıyırıcılar kullanılmaktadır. Bunlar zaman ayarlı olarak otomatik (istenirse manual) şekilde çalışır, gübreyi temizleyip ahır sonundaki ara gübre çukuruna düşürür.Gübre bu çukurda özel mixer ile karıştırılıp, özel pompa ile istenen yere aktarılır.

    Gübrenin sorunsuz bir biçimde temizlenmesi temizlik ve aktarımı işinin projelendirilmesi çok önemlidir. Çünkü bir inek günde 60 litre gübre üretir. Bu gübre yaklaşık % 9-11 kuru maddeli kolayca akmayan ve yapışkan nitelikte bir maddedir. Bir süre durduktan sonra katı kısım üste, sıvı kısım altta kalacak şekilde ayrışır. Bu nedenle temizlik ve aktarma tasarımı çok önemlidir.

    Sığır gübresi (katı gübre+idrar) çoğu zaman ekonomik anlamda fazla bir değer taşımayan ve işletme için sorun oluşturan bir yan ürün kabul edilir. Gübrenin toplanmasında ve kullanımında doğru yöntemler seçilmeyecek olursa bu yaklaşım doğrudur. Aslına bakıldığında, gübre, bitkisel üretim sürecine doğru bir biçimde girdiğinde sağladığı verim
    artışı nedeniyle çok değerlidir. Bu bakımdan bitkisel üretimde kullanımı için teknoloji seçimi iyi yapılmalı ve tam olarak yararlanılmalıdır. İstenirse kompost üretimi veya biogas (enerji) üretimi için de kullanılması mümkündür.

    Gübrede ucuz çözüm ileride büyük sorun yaratmaktadır. Özellikle ucuz teknoloji, çok fazla enerji kullanımına neden olduğu için aslında çok pahalıya gelmektedir.

    Kaba Yem Ve Kesif Yem Üretim Teknolojisi

    Kaba yem olarak hububat-fiğ karışımı, çeşitli hububatlar ile yonca ve mısır silajları ve çeşitli kuru otlar üretilip kullanılmaktadır. Bu kaba yemlerin üretiminde uygun bitkilerin seçimi ve uygun teknoloji kullanımı çok önemlidir. Uygun şekilde yapılmış bir üretimin iyi seçilmiş makinalarla hasat edilmesi gerekir. Çünkü yanlış uygulamaların % 40’lara varan düzeylerde besin madde kaybına neden olduğu bilinmektedir.

    İşletmede yapılacak kaba yem üretiminde istenen kalitenin sağlanması halinde, hayvanların beslenmelerinde daha yüksek oranda kaba yem kullanılması mümkündür. Böylece düşük maliyetli bir besleme yapılacağı gibi, aynı zamanda bol kaba yeme dayalı beslemenin hayvan sağlığı ve düzenli döl verimine sağlayacağı katkılardan da yararlanılmış olacaktır.

    Yem bitkileri üretimi ile ilgili ayrıntılı bilgiye ulaşmak çok önemlidir. Sığırcılık yatırımında karlılığı oluşturmada yem bitkileri üretim bilgisi, uygun zamanda hasat ve uygun makina kullanımı konusundaki bilgi ve uygulama çok büyük bir etkendir.

    Kesif yem üretimde dane yemleri unlaştırmadan ezebilen bir değirmen ile yem hammaddelerini homojen karıştırabilen bir karıştırıcı önemlidir. Bunun dışındaki kısımlar istenen otomasyon düzeyine göre yapılacak bir tasarım ile Türkiye’de yaptırılabilmektedir.Sisteme karar verilirken yeni gelişmeler ve üretimin her aşaması ile ilgili profesyonel bilgiye ulaşmak ve kararları bu bilgilere göre vermek gereklidir. İşletmede karlılığı doğrudan ve büyük ölçüde etkileyen birimin kaba yem ve kesif yem üretim birimi olduğu unutulmamalıdır.

    Yemleme teknolojisi seçimi

    Yemleme, öngörülen miktarlardaki yemleri tartarak dozlayıp, uygun partikül büyüklüğünde homojen karışımlar halinde hayvanlara verilmesi ve tüketim miktarlarının izlenmesi işlemidir.Konu ile ilgili çok değişik otomasyon teknikleri arasından seçim yapılabilir. Ancak işlevsel olarak uygun kapasitenin ve sistemin seçilmiş olması önemlidir.
    ART PASLANMAZ MAKİNA ileri teknoloji gerektiren yem fabrikalarını da pazarlamaktadır. Bu konuda dünyanın en büyük firması olan XXX Türkiye temsilcisidir. Sağım teknolojisi seçimi

    Sağımda kullanılacak makina seçimi için sağım konusunda ayrıntılı bilgi alınması gerekir. Makina kapasitesi işletmede uygulanacak sağıma, günde sağım adedine ve hayvan sayısına göre belirlenmelidir. Daha sonra ise otomasyon konusunda elde edilecek bilgilere göre karar verilmelidir. Yapılacak işlem konusunda bilgi sahibi olduktan sonra istenen otomasyon, makinayı kullanan elemanlara göre olmalıdır. Kimi zaman başlangıçta daha
    sınırlı ölçüde otomasyona yer vermek ve sonradan ilave edilecek biçimde makina almanın da daha iyi bir yol olabileceği düşünülmelidir.

    Sağım makinasında otomatik çıkarma, bilgisayar kontrollu sürü yönetimi, kızgınlık saptanması, meme hastalıklarının önceden saptanması (gizli mastit için konduktivite ölçümü) bireysel süt ölçülmesi, buzağılara belirlenen miktarda süt verilmesi, hayvanlara istenen miktarda bireysel olarak bir veya üç ayrı değişik kesif yem verilmesi gibi pek çok otomasyon seçeneği bulunmaktadır. Bu işlevlerin ayrı, ayrı neler olduğu uygulama sırasında neler sağlayacağı iyice bilinmeli, işlevleri ve fiyatları karşılaştırılarak karar verilmelidir. Bütün bu olanaklar kullanılsa bile, hayvan yetiştiriciliğindeki temel bilgi ve deneyimin mutlaka gerekli olduğu unutulmamalıdır. Sağım teknolojisi adına her düzeydeki teknolojinin  ART PASLANMAZ MAKİNA tarafından doğru bilgilerle aktarılacağını ve sağlanacağını kabul edebilirsiniz.

    ART PASLANMAZ MAKİNA sağım teknolojisi olarak, dünyanın önde gelen firmalarından XXX firmasının, bilgisayarlı sürü yönetim sistemi olarak, konusunda Dünya’nın en ileri teknolojisi kabul edilen XXXX firmasının Türkiye temsilcisidir.

    EĞİTİM

    İşletmenin sağlıklı yönetilmesi için teknik bilgi birikimi en önemli etmendir. Elbette sığır yetiştiriciliği konusunda özel olarak eğitilmiş Zooteknist Ziraat Mühendisleri ve Veteriner Hekimler ile teknisyen düzeyinde elemanlar vardır. Ancak bu elemanların modern makinalar ve bunların kullanımı konularında ayrıca eğitim görmesi kaçınılmazdır. Öte yandan sığırcılık konusunda yeni bilgilere de ulaşmaları sağlanmalıdır. Çünkü bu elemanlar, aynı zamanda çiftlik personelini eğitecek kişiler olacaktır. İşletmedeki her birimde (buzağılık, doğumhane ,sağımhane, ahırlar, yem üretimi gibi) çalışan elemanların ayrı, ayrı eğitimini gerçekleştireceklerdir. Hatta her yapılan işin tanımını yapmayı ve iş protokollerine dönüştürmeyi sağlayacaklardır.

    Küçük sürülerde işlerin yürütülmesi ile büyük sürü yönetimi çok farklıdır. Bunun temel ilkeleri ve ayrıntıları konusunda yapılacak eğitim çok farklı olacağı için, mutlaka büyük sürü yönetmiş kişilerce profesyonel olarak verilmelidir. Hayvancılıkta eskiye dönük düzeltme yapılamadığı için eğitimin öneminin diğer sektörlerden daha fazla olduğu kabul edilmelidir.

    Eğitim kapsamı içinde, işletme sahibinin eğitimi de yer almalıdır. Profesyonel eleman çalıştırıldığı koşularda bile, işletme sahibi, işletmesinin (ve çalışanlarının) performansını değerlendirebilecek bilgilere sahip olmalıdır. Ancak bu şekilde kendisine verilecek raporları değerlendirebilecek ve işletmesinin içinde bulunduğu koşulları izleyebilecektir.

    İşletmenizin başlangıç ve sonraki aşamalarda çok gerekli olan bilgiye ulaşılması konusunda EGE ÖZGÜL TARIM Türkiye ‘de en iyi desteği veren kuruluştur. Bu destek projelendirmesini yaptığı işletmelere sürekli verilmekte, çeşitli konulardaki gelişmeler aktarılmaktadır. ART PASLANMAZ MAKİNA ile çalışmanın en büyük ayrıcalıklarından birisi de budur.

    HAYVAN ALIMI

    Bilindiği gibi deli inek hastalığı görülen ülkelerden hayvan dış alımı durdurulmuştur. Günümüzde kurulan işletmeler genellikle yurt içinden hayvan almaktadır. İyi bir seçim yapıldığında, Türkiye’den de nitelikli hayvan sağlanması mümkündür. Aslında yurtdışından yapılacak alımlarda da gerçek bir uzman tarafından seçim yapılması kaçınılmazdır. Hayvanlar makinada olduğu gibi, standart değillerdir. Bireysel seçim, yani düvenin bizzat kendisinin seçimi çok önemlidir. Sadece ana ve babasının üstün olması yeterli değildir.

    Hayvan alımında, ART PASLANMAZ MAKİNA her türlü profesyonel katkıyı sağlamakta, gerçek uzmanların yardımı ile hayvan alımını organize etmektedir. Ancak burada ART PASLANMAZ MAKİNA’ın hayvan ticareti yapmadığını da belirtmek gerekir.

    Ülke içi hayvan alımında hayvanların niteliği kadar sağlıklı olmaları ve hastalık taşımamaları da gereklidir. ART PASLANMAZ MAKİNA hayvan alımında gerekli olan testleri yapan kuruluşları organize ederek de katkıda bulunmaktadır.

    SÜRÜ YÖNETİMİ

    Sürü yönetimi konusunda önce temel bilgilerin saptanması gereklidir. Çünkü bilgisayarlı bir sistem bile kullanılsa temel bilgi eksikliği halinde yeterli sonuç alınamamaktadır. Bu konuda bilgi edinmek bu bilgilere göre neler yapılacağını önceden bilmek büyük önem taşımaktadır. Hatta sistemden gelen verilere göre iş protokolleri düzenlenerek, hangi durumda hangi elemanın ne yapacağı saptanmalıdır. İş protokolüne varan düzeylerde bir çalışma yapılması pek çok işi otomatiğe bağlamak,aksamadan yürütülmesini sağlamak demektir.

    Sürü yönetimini kolaylaştırmak için bilgisayar kontrollu değişik seçenekler de vardır. Konuyla ilgili ayrıntılı bilgi edinmeksizin bu seçeneklere ait isabetli karar verilmesi çok zordur. İstenecek özelliklere göre çok farklı fiyatı olan çözümler bulunmaktadır.

    Bu sistemlerle hayvanların süt verimini, kızgınlığını, meme arızalarını saptayıp kaydetmek, hayvanlara yem ve buzağılara süt verilmesini kontrol etmek mümkündür. Hatta kaba ve kesif yemin birlikte verildiği yemleme römorklarında yükleme ve dağıtım sırasında olabilecek işçi hatalarını (verilen programdan sapmaları) saptayabilen sistemler de vardır. Ayrıca yemlikte artan yemi geriye süpürüp alan ve miktarını saptayan teknolojik seçenekler de bulunmaktadır.

    Görüldüğü gibi çok değişik çözümler içeren sürü yönetimi konusunda ayrıntılı bilgiler gereklidir. Bu bilgiler ışığında hangi seçeneğin ne işe yaradığı, fiyatı ve getirisi iyi bilinmelidir. Başlangıçtaki yatırım maliyetini düşürmek amacıyla bu seçeneklerin sonradan sisteme ilave edilebileceği öngörülerek birkaç aşamalı planlama yapmak da olanaklıdır.

    İşletme yönetiminde sürü planlaması, sürünün yem ihtiyaçlarının belirlenmesi, yem programlarının yapılması ve buna uygun ekim planlaması da aynı şekilde çok önemli bilgi birikimi gerektirmektedir. Çünkü bu planlamalar yapılırken iklim, toprak yapısı, işletme elemanlarının bilgi düzeyi gibi etmenler de göz önüne alınmalıdır. Bu konularda, EGE ÖZGÜL TARIM her türlü ayrıntı ve seçeneği sunacak bilgi birikimine sahiptir. Büyük sürüleri bizzat yönetmiş ve çeşitli akademik düzeylerde bilgi birikimi olan EGE ÖZGÜL TARIM teknik kadrosu sürü yönetimini en doğru şekilde planlama becerisine sahiptir. EGE ÖZGÜL TARIM daha önceden yapılmış olan planlama hatalarına bağlı olarak ortaya çıkan sorunlarınıza da uygun çözümler bulabilir.

    İŞLETME PROJESİNİN ÇİZİLMESİ

    Yukarıda bahsedilen konulardaki çalışmalar yapılıp, kararlar oluştuktan sonra işletme projesinin çizimine başlanmaktadır. Bu yapılırken önce arazi durumuna göre yer seçimi ve
    yerleşim planı kararlaştırılıp, barınakların ayrı ayrı detay çizimleri yapılmaktadır. Bu aşama yerleşme planı yapıldıktan sonra, projenin büyüklüğüne göre 14-16 hafta sürmektedir. Proje çizimleri işlevsel (mimari) çizimlerdir. Yöreye göre farklılık gösteren temel hesapları ve çatı konstrüksiyon hesapları işletme sahibi tarafından yaptırılmaktadır. Burada anlatılmak istenen projelendirmenin sadece basit bir çizim olmadığını vurgulamaktır. Barınakların ve yardımcı binaların çiziminde her türlü ayrıntı bulunmaktadır. Türkiye’de bu düzeyde ayrıntılarıyla proje hazırlayabilen tek firma, EGE ÖZGÜL TARIM‘dır. Ekte firmamızın projelendirmesini yapmış olduğu işletmelerin listesi de sunulmuştur.

    Bu yazımızla sığırcılık yatırımı yapan veya yapmayı planlayan yatırımcılara böyle bir işletmenin özenle kurulması için hangi aşamalarda hangi konuların irdelenmesi gerektiği konusunda bilgi sunulmaya çalışılmıştır. Türkiye’de ziyaret edeceğiniz işletmelerden kimilerinin bütün bu aşamaları inceleyerek yatırım yapmış olduklarını göreceksiniz. Bazılarının ise kısmen, diğerlerinin de yetersiz bilgi toplanarak yaptığı yatırımları izleyeceksiniz. Eksik bilgiye dayalı yatırım yapanların, yaşayıp öğrendikleri eksiklikleri gidermek için çabaladıklarını, bunu yapabilmek için de fazladan önemli harcamalara girdiklerini saptayacaksınız. Sonuçta bilgi eksikliğinin giderilmesinin kaçınılmaz olduğunun kabul edilmesi ve yatırımların gerçek anlamda profesyonel katkı alınarak yapılması gereği akıldan çıkarılmamalıdır. Çok kabaca ifade edilirse, gerçek anlamda profesyonel yatırımcı, 1-6 yıl içinde nelerle karşılaşacağını önceden bilen kimsedir. Aradan 6 yıl geçtikten sonra hemen her yatırımcı bunları yaşayarak öğrenecektir. Doğal olarak eksikliklerin yaşanarak öğrenilmesi en pahalı seçenektir. Sığırcılık yatırımı yapmayı planlayan veya mevcut işletmesini geliştirmek isteyen yatırımcıları bizlerle görüşmek üzere ART PASLANMAZ MAKİNA bekliyoruz.

    Saygılarımızla,

     

    Bilgi Profili : 2
    SIĞIRCILIK İŞLETMELERİNİN KURULMA AŞAMASINDA HER AYRINTIYA DOĞRU ÇÖZÜM BULMADAN YATIRIM YAPILMAMALIDIR.

    Ülkemizde son yıllarda modern sığırcılık işletmeleri yaygınlaşmaktadır. Bunun temel nedeni, süt sığırcılığı yatırımlarının karlı sonuçlar vermesidir. Alt yapısı düzgün ve güncel bilgiye dayalı olan işletmelerin iyi birer yatırım özelliği taşıması beklenen bir sonuçtur.

    Modern işletmeler Türkiye’deki sığırcılık işletmelerinin ancak %10-12 ‘si kadar kapasiteye sahiptir. Diğer işletmeler küçük, alt yapıdan yoksun ve bilgi birikimi çok sınırlı işletmeler niteliğindedir. Bunların benzer olanaklara kavuşturulması çok zor veya çok uzun süre gerektirecek uğraş ve yatırımlara bağlıdır.

    Dünyada son 20 yıldaki gelişmelere bakılacak olursa, özellikle gelişmiş ülkelerin tamamında, işletme büyüklüklerinin sürekli arttığını ve bu işletmelerin olabildiğince son teknoloji makine ve ekipmanlarla donatıldığını görmekteyiz. Büyük kapasiteli işletmeler o ülkelerin gereksinimi olan kırmızı et ve sütün önemli bir kısmını karşılamaktadır.

    Amerika Birleşik Devletleri’nde 2005 yılında üretilen toplam sütün yarısı 3.000 adet büyük kapasiteli işletmeden sağlanmakta, kalan yarısı daha küçük kapasiteli yaklaşık 60.000 adet işletmeden sağlanmaktadır. Yapılan projesiyon hesaplamalar ABD’nde 2020 yılında sadece 17.000 süt sığırcılığı işletmesi olacağını göstermektedir.

    Ülkemizde 2005 yılı itibarıyla yaklaşık 1.500.000 süt sığırcılığı işletmesi bulunduğu göz önüne alınırsa Türkiye için büyük çaplı (100 sağmal ve üzeri) işletmeler için gerek günümüzde gerekse sonraki 20 yılda nasıl bir potansiyelin bulunduğu kolayca anlaşılmaktadır. Sonuç olarak modern işletmeler, adeta rakipsiz birer işletme özelliğini taşımaktadır. Çok uzun yıllar boyunca da bu özelliklerini koruyacaklardır.

    Modern işletme kavramı iyi tanımlanması gereken bir kavramdır. Sadece gösterişli işletme kurulması modern işletme olmaya yetmemektedir. İşletmenin yapılanması, işletmede yer alacak değişik yaş, cinsiyet ve fizyolojik durumdaki hayvanların özelliklerine göre olmalıdır. Alet makine seçimi de hem yapılanmaya, hem de sürüdeki hayvanların gereksinimlerini karşılamaya uygun ve güncel teknolojiyi içerecek biçimde yapılmalıdır. Aynı şekilde işletmelerin yönetimi de profesyonel bilgiye dayalı olmalı ve bilgi akışı sürekli kılınmalıdır. Başarılı bir işletmenin diğerlerinden farkı, söz konusu özelliklerin olup, olmamasına bağlıdır. Bu türden

    yatırımlarda göz önüne alınması gereken temel ilkeler, bir diğer bilgi profilinde açıklanmıştır (firmamızı arayarak ve e-posta adresinizi belirterek isteyebilirsiniz.)

    Sığırcılık yatırımınıza başlamadan önce konuyla ilgili temel bilgilerin irdelenmesi ve ortaya çıkan soruların yanıtlarının açıkça alınması gereklidir. Yatırımla ilgili her soruya somut yanıtlar alınıp, yapılacak işler netleşmedikçe yatırıma girişmek çok sakıncalıdır. Yatırımda en pahalı şey, yapılan yanlışların sonradan düzeltilmesidir.

    Sağlıklı bir işletmede önce mükemmel bir altyapı ve yapılanma (barınak ve yardımcı binalar) oluşturulmalıdır. Önce elektrik alt yapısı (elektrik kalitesi, kurulu güç hesabı, kesintilere karşı önlemler gibi) tüm yapılanmaya göre hesaplanmalıdır. Su alt yapısı, en yüksek tüketim (ekstrem durumlar) göz önüne alınarak hesaplanmalı ve su kalitesi baştan incelenip yapılacaklar planlanmalıdır. İçme suyu ve temizlik suyu (özellikle sağım makinesi ve süt tankını yıkama suları) kalitesi saptanarak varsa eksikler için önlem düşünülmelidir

    Yapılanmada tüm birimler (barınaklar, yönetim binası, lojmanlar, depo ve yem imalatı, silaj çukurları, ot ve sap depolarının yerleri gibi) başlangıç ve son kapasite düşünülerek yerleşim planı yapılmalıdır. Bu plan arazinin topografik durumu ile çiftlik içi trafik (hayvan hareketleri, yem hazırlama ve yem dağıtan araçların trafiği gibi) hesaplanarak son şekli verilmelidir.

    Hiçbir işletmenin ana yerleşim projesinin diğerlerine benzemesi mümkün değildir. İşletme içindeki barınak ve yardımcı yapılar da tıpkının aynısı olacak şekilde benzemezler. Çünkü yapılanma; sağım, sürü yönetim sistemi yemleme ve yem hazırlama ile gübre yönetiminde benimsenen teknolojilere göre farklılık göstermektedir. Yani yapılacak yatırıma bir bütün olarak bakabilecek teknik ayrıntıları belirlemeden doğru seçim ve projelendirmenin yapılması olanaksızdır. İşletme arazisinin durumu, iklimsel özellikler, yöresel yem olanaklarındaki değişiklikler nedeniyle ayrıntılarda ortaya çıkan farklar; bir işletmenin yapılanmasıyla diğerinin yapılanmasını farklı kılan temel nedenlerdir.

    İşletmenin kurulması sırasındaki yapılanmada ayrıntılar çok önemlidir. Örneğin bir sağmal ahırda çatı detayı iyi değilse doğal havalanma aksamaktadır. Bir ahırda yeterli miktarda havanın hayvanlara sağlanması son derece önemlidir. Eksik havalanma kesin olarak düşük verime neden olmaktadır. Üstelik hava bedavadır.

    Hayvanların yeterli su içebilmesi de çok önemlidir. Yetersiz su içen hayvanlar kesinlikle verim düşüklüğü gösterirler. Üstelik su, bedava olmasa bile, bedavaya yakın değerdedir. Su gereksinimleri yöreye, iklime, yapılan yemlemeye göre değişir. Suluğun şekli, yerden yüksekliği, derinliği, kapasitesi, nereye yerleştirileceği, nasıl

    temiz tutulacağı, hayvanın nasıl rahat su içebileceği şekilde yerleştirileceği iyi bilinmelidir. Hatta gelişi güzel yapılan suluklar nedeniyle hayvan kayıpları bile
    olabilmektedir. Sağmal ahırda yemlik ön duvarının şekli imalat biçimi ve yüzeyi çok önemlidir. Burada yapılan hatayı düzeltmek zor ve pahalıdır.

    Yatak yerlerinde ve durak detayında yapılan ve küçük gibi görülen hatalar çok yaygındır. Hayvanlar rahat etmediğinde düşük verim sürekli olur. Hatta inşaat işleri bittikten ve ahıra hayvan konulduktan sonra duraklar yanlış yapıldığı için hiçbir hayvanın yatmadığı, günü ayakta geçirdiği ahırlar da görülmüştür.

    Gübre koridorlarının ölçüleri yapılan ahıra göre değişiklik gösterir. Eşik yükseklikleri de kullanılan yatak sistemine göre farklılık gösterir. Yanlış yapılması halinde hiç yoktan sorunlar yaşanmaktadır. Gübre kanallarının duvar dibindeki ayrıntısı doğru değilse birkaç yıl içinde ahırda önemli onarımlar gerekir. Hayvan bulunan binada bu türden onarım çok zordur. Aynı şekilde gezinti bahçesi tasarımı doğru yapılmazsa sürekli olarak çamur sorunuyla karşılaşılır. Hatta bahçe çitlerinde detay hatası yapılırsa, boğularak ölen hayvanlara rastlanır. Aynı durumla yemlik boyları detaylarının yanlış olması halinde de karşılaşılabilmektedir.

    Gübre çukurlarının ayrıntısı, kullanılacak karıştırıcı ve pompanın doğru seçimi, çukurla ahırın bağlantı detayları tam olarak çözülmelidir. Pek çok işletmede gübre sisteminin çalışmadığı durumlarda büyük sorunlar yaşanmaktadır. Çünkü sağmal başına günde üretilen katı gübre + idrar miktarı yaklaşık 80 litredir. Buna göre, 240 sağmallık bir ahırdan günde yaklaşık 19 ton sıvı + katı gübre çıkmaktadır. Gübre yönetimi uzmanlık gerektirir. Gelişi güzel yapılan ( benzetilen) sistemlerin düzeltilmesi, eski makinenin atılması ve yerine yeni makinenin alınması çok zor ve pahalıdır

    Otomatik gübre sıyırma sistemlerinde değişik teknolojik olanakları vardır. Makine alınırken yalnızca fiyatı baz almak doğru değildir. Makinenin saatte tükettiği elektrik enerjisi de göz önüne alınmalıdır. Aynı alanı 2,2 kwh yerine 0,37 kwh elektrik tüketimiyle daha başarılı bir biçimde (hayvanları ürkütmeden ve sakatlamadan) sıyıran sistemler vardır. Ahırın temiz kalması için sıyırıcıların günde toplam olarak ortalama 14 saat kadar çalıştığı düşünülürse elektirikten sağlanan yıllık tasarrufun önemli boyutlarda olacağı kolayca hesaplanabilir.

    Görüldüğü gibi, sadece bir tek ahırda açıklanması gereken ve ilk akla gelen ayrıntılar ne kadar çok önemlidir. Bu ayrıntılar hayvancılığı iyi bilen (uygulamalı bilgisi olan) uzmanlar tarafından belirlenmelidir. Sıradan bir çizimi proje olarak kabul etmek ayrıntıları nasıl olsa bir inşaatçıyla hallederiz diye düşünmek büyük sorunlar yaratmaktadır. Ne yazık ki, hiç kimse (özellikle makine satanlar) bu ayrıntıları bilmiyoruz dememektedir. Standart nitelikte bazı amatör çizimleri proje olarak vererek yatırımcıların büyük sorunlar yaşamasına neden olmaktadır. Esasen bu türden çizimleri konuyla ilgili kitaplardan veya internet ortamından bulmak son

    derece kolaydır. Bu çizimler konuyla ilgili olarak bir fikir vermek amacıyla hazırlanmış standart çizimlerdir ve her yerde aynen uygulanabilecek özellik
    taşımazlar. Diğer taraftan her türlü detayı içermedikleri için yetersizdirler. Oysa ana hatlarıyla tamamen doğru ve uygun olan bir çizimde bile yeterince ayrıntı doğru bir şekilde yer almıyorsa sonuç yine başarısız olmaktadır

    Bir işletmede, üretim biçimine göre değişik yaş ve cinsiyetteki hayvanların kompozisyonu değişmektedir. Bütün diğer barınakları, kapasitelerini ve ayrıntılarını çözmeden sadece bir sağmal ahır yaparak, buna bir sağım yeri eklemek suretiyle yola çıkan işletmeler vardır. Bunlar aradan geçen 1-2 yıl sonra ancak fark edebildikleri sorunlarla baş başa kalmakta ve aksaklıkları çok pahalıya (hiç bir zaman tam çözüm sağlanmayabilir) çözmeye çalışmaktadır.
    Basit bir doğum bölmesi, suluk, yem deposu, kesif yem imalatı tasarımı, sundurma ahır gibi ilk bakıldığında kolayca detaylandırıldığı düşünülen birimlerde yaşanacak sorunlar da büyüktür.

    Cevaplanması gereken bir diğer soru: çeşitli yaştaki genç hayvanların hangi süreyle, nasıl bir ahırda barındırılacağı ve nasıl bir besleme uygulanacağıdır. Bunun yanıtı için fizyoloji ve metabolizma bilgisi gerekir.
    Silaj yerleri değişik biçimlerde ve kapasitelerde yapılmaktadır. Doğru tasarım ve kapasite seçimi çok önemlidir. Sürünün yıllık yem programı yapılmadan kapasite seçimi yapılması halinde sürekli sorun yaşanır. Ayrıca uygun biçim zamanı, biçme şekli, makine seçimi ve kullanımını da iyi bilmek gerekir. Yanlış yapıldığında meydana gelen besin madde kayıpları beklenenden çok olmaktadır. Bu konuda yapılan bilimsel çalışmalarda %40’a varan kayıpların yaygın olduğu saptanmıştır. Bütün bunların ötesinde yemleme teknolojisi, kaba yem hasadı, sağım ve sürü yönetim teknolojisi, yem hazırlama ve yemlemede kullanılacak sistemlerin seçimi çok önemlidir.

    Bu tür işletmelerde önlem alınması her şeyin önünde gelmektedir. Örneğin hasta bir hayvanı tedavi ederek iyileştirmek değil, hayvanın bu duruma düşmesini engellemek esastır. Her zaman için tedavi pahalı, önlem almak ucuzdur. Bu nedenle, işletmedeki bütün olayları kontrol edebilecek bir yapılanma ve teknolojinin seçilmesi gerekir. Unutulmamalıdır ki; sorun yaratılmazsa
    Hayvancılık işletmelerinin, diğer üretim dallarından farkı, geri dönüş olmamasıdır. Örneğin bir sanayi işletmesinde yapılan yanlış kullanımda, motor zarar görebilir. Sadece motoru yenileyerek sistemi kurtarabilirsiniz. Ancak hayvansal üretimde motor bozulduğunda, sistem (hayvan) elden çıkmaktadır. Bu nedenle, işletme kuruluşunda yapılacak mühendislik hataları pahalı olmaktadır.

    Sonuç olarak, hayvancılık yatırımlarını yapacak kişi ve kuruluşların konuyu çok iyi irdelemeden, doğru bilgiye ulaştıklarına emin olmadan yola çıkmamaları gerekir. Çünkü profesyonel seçimler, bilgiye dayalıdır. Doğru seçim ancak doğru ve yeterli

    bilgiyle yapılabilir. Herhangi bir makine alınırken, o makineden ne beklendiği bilinmezse çok büyük hatalar yapılabilmektedir. İşlevsel özellikler ve bunların getirisi bilinmedikçe alınan kararlar yüzeysel olmaktadır. Örneğin dış görüntü, renk veya marka gibi, esasla ilgisi olmayan özelliklere göre karar verilmektedir. Her zaman için işlevsellik, işlevin getirisi ve maliyeti düşünülmelidir. Yeni bir yatırım için bu üç konuda doğru bilgi almak en önemli konudur.

    Görüldüğü gibi, yeni yatırımcının her şeyden önce konuyla ilgili olarak, mümkün olduğu kadar çok sayıda, yeterli deneyim kazanmış işletmeleri gezmesi ve incelemesi gerekir. Her işletmede olumlunun yanı sıra olumsuz işler yapıldığını da görmelidir. Yatırımcı daha sonra oluşan sorulara doyurucu cevap alabileceği profesyonel bilginin kaynağını bulmalıdır. Yapılacak yatırımı bir bütün olarak şekillendirecek bilgiye ulaştığına emin olmalıdır. Kavram oluşmadan alınan bilgilerden tam yararlanılamayacağı unutulmamalıdır.

    DOĞRU BİLGİ VE PROFESYONEL SEÇİM İÇİN ART PASLANMAZ MAKİNA YANINIZDADIR.

    Bilgi Profili : 3

    SAĞIM SİSTEMLERİ VE SAĞIM TEKNOLOJİSİ 
    KONUSUNDA
    BİLİNMESİ GEREKENLER

    İÇİNDEKİLER

    Sayfa No
    SAĞIM SİSTEMLERİ VE SAĞIM TEKNOLOJİSİ 1

    1. SAĞIM YERİ EKİPMANLARI 2

    2. SAĞIM MAKİNESİ 3
    2.1. VAKUM SİSTEMİ

    2.1.1. Vakum Pompası 4
    2.1.2. Vakum Regülatörü 4
    2.1.3. Vakum Göstergesi (Vakum metre) 4

    2.2. SAĞIM BAŞLIKLARI 5

    2.2.1. Memelik lastiği ve kadehler 5
    2.2.2. Süt Pençesi 6
    2.2.3. Pulsatör 6
    2.2.4. Otomatik Çıkarıcı 7
    2.2.5. Otomatik Yıkama 7
    2.2.6. Süt Ölçerler 8
    2.2.7. Diğer Kısımlar 8

    3. YARDIMCI KISIMLAR (AKSESUARLAR) 9

    3.1. Plakalı Ön Soğutucu 9
    3.2. Meme Yıkama Tabancaları 9
    3.3. Meme Dezenfektan Spreyleri 9

    4. BİLGİSAYARLI SÜRÜ YÖNETİM SİSTEMİ 9

    SAĞIM SİSTEMLERİ VE SAĞIM TEKNOLOJİSİ

    Sağım sistemlerinde ulaşılan teknoloji bakımından tanınmış firmalar arasında anlamı küçük fakat yetiştiricilik adına çok önemli katkıları olan farklar bulunmaktadır. Bu farklılıklar, satış uygulamaları ve tanıtımlarda, bunları yaratamayanlar tarafından önemsizmiş gibi gösterilmeye çalışılmaktadır. Ancak işletme kurulup çalışmaya başladıktan bir süre sonra önemsizmiş gibi gösterilen farkların ne kadar önemli olduğu, küçük sayılan eksiklikler nedeni ile ortaya çıkan kayıpların ne kadar büyük olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan bazı firmalar yeni geliştirmiş oldukları ürünler yerine bazı ülkelerde artık benimsenmeyen malzemeyi içeren makineler önermekte bunları Türkiye’de satmaya çalışmaktadır. Eski teknoloji ürünü olan veya bazı sakıncaları görüldüğü için ileri ülkelerde kullanımından vazgeçilen bu ürünler doğal olarak nispi bir ucuzluk da sağlayabilmektedir. Yatırımcılar yeterli ölçüde ayrıntılı bilgiye sahip olmadan karar verdiklerinde başlangıçta önemsenmeyen küçük farklılıkların ne gibi sorunlara yol açtığını zaman içinde yaşayarak öğrenmektedir. Hiç şüphesiz bu durum öğrenmenin en pahalı yoludur.Firmamız, geliştirdiği ve kullandığı teknolojiler bakımından süt sağım makinesi üreticileri arasında çok özel konumu olan XXXX firmasının Türkiye temsilcisidir XXXX firması yalnızca süt sağım makinesi üreten ve Ar-ge çalışmalarında tüm olanaklarını bu konu üzerine yoğunlaştıran bir kuruluştur. Firma, 1938 yılında kurulmuştur. Dünyanın 65’ten fazla ülkesine ihracat yapmakta ve üretiminin %60’dan fazlasını dış satım olarak değerlendirmektedir. EGE ÖZGÜL TARIM. hayvancılık sektörüyle ilgili olarak dünyaca ünlü 20’den fazla firmanın Türkiye temsilcisidir. Söz konusu firmalar çok titiz incelemeler sonucu tarafımızdan belirlenmiştir. Sıralama yapılırken birinci ölçüt, pazarlanacak makinenin ülkemiz çiftçisi için en yarayışlı, sorunsuz ve çağdaş teknoloji ürünü olmasıdır. Bu özellikleri taşımayan herhangi bir makinenin, fiyatı ne olursa olsun, kullanılmaya başladıktan kısa süre sonra çok pahalıya mal olacağını uzun uzun anlatmaya gerek olmadığını düşünmekteyiz.

    Bilindiği gibi firmamız; sığırcılık konusunda bilgi birikimi en yüksek, bire bir düzeyde her türlü ayrıntıyı içeren projelendirmeleri yapan bir firmadır. Firmamızda bizzat hayvancılık yapmış, büyük modern çiftlikleri yönetmiş, aynı zamanda akademik düzeyleri olan son derecede bilgili elemanlar bulunmaktadır. Gerçekten Türkiye’deki büyük hayvancılık yatırımlarının firmamızla işbirliği yapmasının temel nedeni budur. Bunun nedeni doğru ve tarafsız bilgi verildiği içindir. Aynı zamanda firmamız bir barınağı değil tüm işletmeyi ve yapılacak uygulamaları projelendirmektedir. Bu da ancak yeterli bir bilgi birikimi ile olmaktadır.

    Bu yazının amacı, firmamızın konuya ilişkin bakış açısını ana hatlarıyla ortaya koymak ve sağım teknolojisi konusunda doğru bilgileri aktarmaktır. Bizimle işbirliği yapmamış hatta hiç tanımamış yatırımcılar ve meslek adamları düşünülerek hazırlanan bu yazıda önce özet bilgi, sonra da ayrıntılara yer verilerek bir bilgi profili oluşturulmuştur. Yazıyı inceledikten sonra bizi çekinmeden arayıp, her türlü soruyu sorabilir, işletmeniz için en uygun makine ve sistem seçimi konusunda danışabilirsiniz. Hatta yetiştiricilerimizin başka firmalardan temin etmiş olduğu alet ekipmanlardan kaynaklanan sorunları olduğu takdirde, bunların giderilmesi için de yardımcı olabiliriz.

    1.SAĞIM YERİ EKİPMANLARI

    Sağım yerinde, hayvanların sağım sırasında durdukları duraklar, kapılar ve merdiven ile sağım yerindeki kenar saçlarının tümü sağım yeri ekipmanlarını oluşturmaktadır. Sağım yerindeki ekipmanlar, sağım sırasında hayvanların duruş pozisyonlarına göre ikiye ayrılmaktadır.

    Hayvanların duruş pozisyonları apış arasından ve yandan sağıma uygun olacak biçimde farklı şekillerdedir. Önceleri balıkkılçığı şekli, yandan sağıma uygun bir sistem olarak çok yaygın ölçüde benimsenmiştir. Daha sonraları sağımhane boyunu bir miktar kısaltmak amacıyla apış arasından sağım yapılan 50-60 açılı balıkkılçığı ile ineklerin arkası tam dönük olan paralel sistemler geliştirilmiştir.

    Ancak paralel sistemde;

    a) Hayvanların apış arası sağımda huysuzlandığı için sütlerini azalttığı,
    b) Memenin tam olarak görülemediği,
    c) Hayvanın karın altı bölgesinin tek izlenebildiği yer olan sağımhanede bu incelemenin yapılamadığı saptanmıştır.

    Bu nedenle son yıllarda paralel sistem ve apış arası sağımın zorunlu olduğu sistemler terk edilmeye başlamıştır. Yetiştiriciler 30 açılı balıkkılçığı sistemini yeniden tercih etmektedir. Bu sistemin hem hayvan hem de sağıcı açısından en uygun sistem olduğunu söylemek mümkündür.

    Sağımhanelerde doğrusal çıkış ve hızlı önden çıkış olmak üzere iki sistem vardır. Doğrusal çıkışta hayvanlar sağıma girdikleri yönde çıkarlar. Sağım bittikten sonra çıkışları, sağımhanenin uzunluğuna göre 1-2 dakika sürebilir. Hızlı çıkışta ise sağım bittiğinde, hayvanların ön tarafında bulunan bölme havaya kalkar ve hayvanlar hep birlikte sağımhanenin yanındaki boşluğa çıkarlar. Böylece çıkış zamanı kadar bir süre, her sağım postasında kısalmış olur. Örneğin her sağımda 16 posta hayvan sağan ve günde iki sağım yapan bir işletmede günde yaklaşık 40-60 dakika zaman tasarrufu sağlanır.

    Hızlı çıkış, sağım makinesinin yoğun kullanıldığı büyük sağımhanelerde söze değer zaman tasarrufu sağlamaktadır. Ancak paralel sistemde yaygın olan hızlı çıkışlar, apış arası sağım nedeni ile belirtilmiş olan sakıncaları taşımaktadır. Bu nedenle en son olarak 30 balıkkılçığı hızlı çıkış sistemi geliştirilmiştir. Hızlı çıkışın gerekli görüldüğü hallerde en iyi tercih balıkkılçığı hızlı çıkıştır.

    Sağım işlemini daha da hızlandırmak için döner platformlu sağım yeri ekipmanları geliştirilmiştir. Bu sistemde sağıcı sabit olarak durmakta, sağım yeri dönmektedir. Sistemin en önemli katkısı birim zamanda sağıcı başına daha fazla sayıda hayvan sağılabilmesidir. Böylece yaklaşık %20–25 işçilik tasarrufu yapılabilmektedir. Ancak sistemin fiyatı çok pahalıdır. Bu nedenle işçilik ücretinin, ülkemize göre 10 misli pahalı olduğu ülkelerde kullanılmaktadır. Döner platformun arıza yapması halinde gerçekten kâbus yaşanabilmektedir. Bu sakıncayı gidermek amacıyla geliştirilen, yedek dişli sistemli döner platformlar ise çok pahalıdır. Başka türlüsü de zaten alınmamalıdır.

    Bir diğer sistem ise sağım robotlarıdır. Bu sistemde yaklaşık 60 ineğe bir robot kullanılmakta ve inekler serbest ahırda istedikleri zaman giderek kendilerini sağdırmaktadır. Robot teknolojisinin çok gelişmişleri mükemmel çalışmaktadır. Önceleri bazı ülkelerde yaygınlaşmaya başlayan bu sisteme talep son yıllarda ortadan kalkmaya başlamıştır. Çünkü robotla sağılan hayvanlarda meme yangısı (mastitis) çok görülmüş ve sütteki bakteri sayısı yükselmiştir. Zaten sistem de çok pahalıdır.

    2.SAĞIM MAKİNESİ

    Sağım makinesi, işletmede sütün hasadını yapan makinedir. Diğer hasat makineleri hatalı yapılırsa sadece ürüne zarar verirler. Hâlbuki sağım makinesinin hatası aynı zamanda tarlayı (memeyi) da kullanılmaz hale getirir. Bu nedenle sağım makinesi hasat makineleri içinde en önemli olanıdır.

    Sağım makinesi çeşitli kısımlardan oluşan bir sistemdir. Bu kısımları ve taşıması gereken özelliklerini iyi bilmek değerlendirmek gerekir. Aslında tüm makinelerde benzer organlar ve kısımlar vardır. Ancak bunların işlevsel özellikleri her zaman aynı değildir. Aralarındaki irili, ufaklı farklar büyük Ar-Ge çalışmaları sonucu oluşmuştur.

    Özellikle sadece sağım makinesi üreten firmalar genellikle her zaman diğerlerinden bir adım öndedir. Daha önce de bahsedildiği gibi, bazı firmalar sadece uygun fiyat oluşturabilmek için, son geliştirdiği teknoloji yerine, daha eski ve ileri ülkelerde benimsenmeyen özellikteki malzemeleri Türkiye’de satmaya çalışmaktadır. Bu nedenle sağım makinesini bölümler halinde incelemek ve çeşitli parçaların kritik işlevlerini irdelemek gereklidir.

    2.1. VAKUM SİSTEMİ

    Vakum sistemi, vakumu üreten pompa ve vakumun düzenli olmasını sağlayan regülatör ile düzeyini izlemeye yarayan vakum metreden oluşur. Ayrıca sistem, makinenin kapasitesine göre değişen çaplarda borularla birbirine bağlıdır. Sistemde üretilen vakumun her zaman yeterli debide olması çok önemlidir.

    2.1.1. Vakum pompası

    Vakum pompaları makine kapasitesine bağlı olarak değişik debilerde vakum üretirler. Bunlar:

    a) Küçük makinelerde kullanılan kömür paletli kuru pompalar: Daha çok yerli makinelerde kullanılır.
    b)
    c) Yağ Yastıklı Pompalar: Küçük modern makineler ile büyük makinelerde kullanılır. Vakumu yapan paletler yağ yastığında çalıştığı için çok uzun ömürlüdür.

    d) Endüstriyel Kuru Pompalar: En son geliştirilmiş pompalardır. Esas olarak; çevreyi kirletmeyen, bakım istemeyen ve yağ tüketmeyen, ayrıca sessiz çalışan, en gelişmiş pompalardır. Türkiye’de XXXXX marka makine kullanan üç çiftlikte () bulunmaktadır. Fiyatı daha pahalı olmakla birlikte, bakım, yedek parça ve yağ tüketimi göz önüne alınırsa, orta vadede daha ucuz bir yatırımdır.

    2.1.2. Vakum regülatörü

    Sistemdeki vakumu minimum dalgalanma ile sabit tutan bir organdır. Vakumun hassas biçimde dengelenmesi çok önemlidir. Vakumun dalgalanması halinde meme başında ters vakum oluşur. Sağılıp, dışarı çıkan süt tekrar memeye döner ve meme hastalıkları artar.

    Küçük kovalı makinelerde yaylı regülatör kullanılabilir. Ancak ikiden fazla kova bulunan sistemlerde mutlaka duyarlı bir regülatör olmalıdır. Özellikle vakum pompasının debisi sınır değerlerde ise basit regülatör kullanılması meme sağlığı bakımından çok tehlikelidir.

    2.1.3. Vakum göstergesi (vakummetre)

    Vakum göstergesi milimetre cıva basıncı veya kilopound olarak vakum düzeyini gösteren kısımdır. Sağım sırasında vakumun kontrolü çok önemlidir. Azalması veya çoğalması sorun yaratır.

    Vakum göstergelerinin, mekanik ya da sayısal (dijital) hassas tipleri vardır. Sağım sırasında vakum düzeyi sürekli gözlenmelidir. Kimi zaman sağıcılar vakum göstergesine bakmayı unutabilirler. Bu nedenle vakumun istenen düzeyden sapması halinde uyarı yapan dijital göstergeli vakum ölçerler de geliştirilmiştir. Bu aletler Türkiye’de vardır.

    2.2. SAĞIM BAŞLIKLARI

    Değişik firmalarda birbirinden farklı tipte sağım başlıkları bulunmaktadır. Sağımın sağlıklı ve kolay yapılmasında çok önemli işlevi olduğu için sürekli geliştirilen bir kısımdır. Sağım başlığı başlıca şu kısımlardan oluşmaktadır:

    2.2.1. Memelik lastiği ve kadehler

    Meme ile temas eden bu lastiklerin kalitesi ve yumuşaklığı çok önemlidir. Genel olarak bu lastiklerin 2500 sağım yapıldığında elastikiyetleri kaybolmadan değiştirilmesi gerekir. Değiştirme sıklığı makinenin kullanma yoğunluğuna göre hesaplanmalıdır.

    Memelik kadehleri krom çeliği veya kısmen çelik, kısmen de plastik malzemeden yapılmış hafif kadehler olmak üzere iki türlüdür. Hafif kadehler son yıllarda daha düşük vakum uygulayarak sağım yapılması için geliştirilmiştir. Eldeki hayvanların özelliğine göre uygun kadeh seçilmelidir.

    Geliştirilmiş nitelikteki memelik lastiği ve kadehler daha uzun yapılmaktadır. Böylece memedeki sağım uygulaması daha iyi yapılabilmektedir. Ayrıca bu tiplerde süt çıkışları (pençe bağlantıları) da daha geniştir. Böylece sağılan süt memeliği hızla terk edip, pençeye gelebilmektedir. Eski model olan lastik ve kadehler daha küçük boylu ve çıkış kanallarının çapı daha dardır. Yüksek verimli hayvanlarda sağılan süt kolayca uzaklaşmadığı durumlarda, içeride kalan süt büyük bir hızla (70 km/h hızla) memeye çarpar ve zarar verir. Bu nedenle bütün gelişmiş makinelerde memelik lastiği ve kadehler büyütülmektedir.

    Memelik lastiklerinin, sağım yapan kısmı ve sağılan sütü pençeye taşıyan kısmı bir bütün halinde olmalıdır. İki parçalı olan lastiklerin temizliği sorun yaratmaktadır. Tam temizlenmeyen sistemlerin çok sık sökülüp takılarak temizlenmesi ise uygulamada aksamakta sonuçta meme hastalıkları artmakta ve sütteki bakteri sayısı yükselmektedir. Süt alan firmaların son yıllarda bakteri sayısı düşük süte giderek artan oranda fiyat farkı ödedikleri dikkate alınırsa bunun çok önemli bir ayrıntı olduğu kolayca anlaşılır.

    2.2.2.Süt pençesi

    Gelişmiş süt pençeleri, eskilerine kıyasla daha büyük hacimlerde yapılmışlardır. Ayrıca süt giriş ve çıkış borularının çapları daha büyüktür. Böylece hızlı süt akışlarında (yüksek verimli hayvanlarda) sağılan sütün pençeyi doldurarak, sağım sırasında sistemde kalması ve memeye çarpıp zarar vermesi engellenmiştir. Süt pençesinin hacmi 420 santimetreküp’ten az olmamalıdır.

    Gelişmiş pençelerin şekli de farklıdır. Memeye daha iyi uyum sağlayıp, sağımı kolaylaştıracak özelliktedir.

    Aslında tanınmış firmaların çoğunda modern pençeler bulunmaktadır. Ancak bunların geliştirilmesi için yapılan Ar-Ge harcamaları nedeniyle, her yeni teknolojide olduğu gibi, daha pahalıdırlar. Bu nedenle kimi zaman firmalar fiyat kırma amacıyla kendi ülkelerinde artık benimsenmeyen eski modelleri verebilmektedir.

    2.2.3. Pulsatör

    Pulsatör, sistemdeki vakum ve atmosfer fazlarını ayarlayarak, sağımı kontrol eden kısımdır. Pnömatik, Hidro-pnömatik ve elektronik pulsatörler vardır. Bunlardan son ikisi, eğer geliştirilmiş modelse, daha sağlıklı çalışırlar. Hidropnomatik pulsatörlerin en gelişmişleri yıkanabilen tipte olanlardır. Kendi kendilerini yıkayarak hava kanallarını sürekli temiz tutarlar. Plastik sürgülüdürler. Metal sürgülü olanlar ise yıkanamadığı gibi, su kaçtığında problem yaratırlar. Sürekli bakım isterler.

    Elektronik pulsatörler sağımdaki fazları elektronik olarak ayarlayan pulsatörlerdir. Pulsatör kalitesinin iyi olması halinde sağımdaki fonksiyonları hidropnomatik olanlarla aynıdır. Ancak gelişmiş makinelerde ardışık çalıştırma düzeni varsa elektronik pulsatör çok daha iyidir. Ardışık çalışmada, sistemdeki çok sayıda sağım başlığı aynı anda, aynı hareketi yapmaz. Böylece sistemdeki vakum dalgalanmaları minimuma indirilmiş olur. Daha önce de belirtildiği gibi, sistemde vakum dalgalanmaları büyüdükçe, ters vakum artar ve memelerin hasta olma olasılığı yükselir. Bu özellik çok önemlidir. Basit gibi görünmesine rağmen yaşamsal nitelikte farklar yaratır.

    Kovalı makinelerde ise vakum düzeyini sistemde yüksek tutan buna karşılık meme başında (korumak için) daha düşük düzeyde tutabilen ağırlıklı tipte özel sübaplar geliştirilmiştir. Yani kovalı makinede de gelişmiş makine farkı önemlidir. Çünkü gerek ağız sütü ve gerekse tedavi gören hayvanların sütü, sağımhanesi olan işletmelerde ayrı bir kovalı makineyle sağılarak ayrılması gerekir. Her inek için kısa bir süre kullanılacak olmasına rağmen, kovalı makinenin de gelişmiş teknolojiye sahip olması istenir. Çünkü yanlış kovalı makine hayvanın en duyarlı olduğu dönemde memelere çok zarar verebilmektedir.

    2.2.4.Otomatik çıkarıcı

    Otomatik çıkarıcılar sağım bittikten sonra, sağım başlığını kendi kendine çıkaran bir sistemdir. Süt gelmeyen memede sağıma devam edilmesi memelere zarar verebilmektedir. Başlığın otomatik olarak çıkarılması, sağıcının süt bittikten sonra başlığı çıkarmada gecikmesinden doğan hataları engellemektedir. Uygulamada, meme sağlığı bakımından çok önemli bir teknolojik katkıdır.

    Otomatik çıkarıcılar iki türlüdür. Bunlardan eski sistem olarak bilinen otomatik çıkarıcılar sağılan sütün debisini kontrol eder ve süt miktarı belli bir debiye indiğinde pençedeki vakumu keserek başlığı çıkarır. Ancak kimi zaman hayvanlar, ikinci bir dalga olarak yeniden süt bırakırlar. Sağımhanede bir gürültü olması halinde veya herhangi bir nedenle ürken ve korkan hayvanlar sütlerini çeker, tam olarak bırakmazlar. Bu durumda eski tip çıkarıcılar, sadece sütün azaldığını algılamak suretiyle çıkarma işlemi yaptıklarından memede süt kalması ve eksik sağım gibi bir olumsuzluk ortaya çıkmaktadır. Gelişmiş otomatik çıkarıcılarda ise bir mikro işlemci bulunmaktadır. Bu sayede sütün debisi yine kontrol edilmekte, süt debisi çıkarmaya uygun düzeye düştüğünde makine otomatik olarak stimilasyon fazına geçmektedir. Stimilasyon fazında memeye sütü bırakması için otomatik olarak uyarı (masaj) yapılmakta ve debi yükseldiğinde tekrar normal sağıma geçerek eksik sağım engellenmektedir. Daha sonra süt bittiğinde otomatik olarak başlığı çıkarmaktadır. Öte yandan başlık ilk takıldığında, makinenin stimilasyon fazına geçmesi halinde memenin sağıcı tarafından iyi hazırlanmadığı anlaşılmaktadır. Böylece memeyi hazırlayarak sağıma yeniden başlanmasını belirten bir uyarı da yapılmış olmaktadır.

    Görüldüğü gibi küçük bir ayrıntı olarak ortaya atılabilecek bu fark, işletmede süt verimi ve meme sağlığı yönünden çok önemli katkılar sağlamaktadır. Bu özellik fiyat kuşkusu ile göz ardı edilmemesi gereken çok önemli bir teknolojik ayrıntıdır.

    2.2.5.Otomatik yıkama

    Bütün sağım makineleri sağım bittikten sonra sistemi yıkayacak şekilde yapılmıştır. Kovalı makinelerde kovadaki suyla (duru su, deterjanlı sıcak su ve yeniden duru su), süt borulu sağımhanelerde ise yıkama küvetine koyulan suyu sistemde dolaştırarak yıkama yapılır. Ayrıca sağımhanelerde yıkamayı programa göre yapan otomatik kontrol sistemleri vardır. Kovalı makinelerde yıkama süresi kısadır. Bu nedenle kovalı makine deterjanı kullanılır. Bu deterjanlar baz karakterlidir. Sağımhanelerde ise baz ve asit özellikte iki ayrı deterjan kullanılmaktadır. Baz özellikli deterjan yağ ve kirleri, asit özellikli deterjan ise sistemdeki süt taşlarını temizler ve aynı zamanda dezenfektan etkisi vardır.

    Programlı otomatik yıkayıcılar gelişmişlik durumuna göre üç türlüdür. Bu uygulamaların en basiti, evlerdeki çamaşır makinesinde olduğu gibi, uygun miktarda deterjan otomatik yıkayıcıya elle konur makine programa göre yıkama, durulama işlemlerini otomatik olarak gerçekleştirir. Uygulama bir ölçüde insan hatasına açıktır. Daha gelişmiş olan sistemde tek doz pompası vardır. Gerekli miktarda deterjanı sisteme alması için doz pompası ayarlanır, alış hortumu büyük bidondaki deterjanın içine sokulur. Gerekli miktardaki deterjan otomatik olarak sisteme alınır ve programa göre yıkama işlemi gerçekleşir. Böylece İnsan hatası kısmen ortadan kalkar. İkinci deterjanın kullanıldığı günlerde ise yine insan hatası yapılabilir. En gelişmiş otomatik yıkamalarda ise çift doz pompası sistemi bulunur. Seçilen programa göre tüm yıkama ve durulama işlemleri insan hatasına yer vermeden yapılır.

    Hepsine birden otomatik yıkama denilen bu sistemler arasında hem işlevsel ve hem de kalite bakımından farklar bulunmaktadır. Makinelerde tüm kontrolleri içeren bu kısmın çok sayıda programı içermesi gerektiğinden dikkatle seçilmesi gerekmektedir.

    Yıkama sisteminde yıkamayı etkin yapabilmek için, yıkama sonrasında suyun hızla dolaşması, dolaşım sırasında vakumun yüksek olması (hız sağlamak için) ve dolaşım kesilip aniden boşaltılması gerekir. Gelişmiş sistemlerde bu düzenek vardır. Kimilerinde ise bu işlevi meydana getirmek için sadece hava enjektörleri yerleştirilmiştir.

    2.2.6.Sütölçerler

    Kovalı makinelerde her hayvanın sütü ayrı kovaya sağıldığı için süt miktarını saptamak kolaydır. Ancak süt borulu sağımhanelerde, sağılan süt borudan taşındığı için ayrıca süt ölçme sistemine gereksinim vardır. Sütölçerler eşelli ve dijital göstergeli olmak üzere çok sayıda firma tarafından üretilmektedir. Eşelli olanlar yeterli duyarlılıkta değildir. Bunların ICAR onaylı olması çok önemlidir. Diğerleri ileri ülkelerde resmi kontrollerde geçerli kabul edilmemektedir. Eşeli olanların gelişmiş tipleri süt ölçen ve örnek alabilen özelliktedir.

    Bilgisayar sistemi olan makinelerde ise sütü otomatik olarak ölçen ve kaydeden bireysel süt ölçme düzeneği vardır.

    2.2.7.Diğer kısımlar

    Sağım makinesindeki diğer kısımlar; esas olarak süt, hava ve yıkama suyunu aktaran bağlantı elemanları ve yıkama başlıkları gibi malzemelerdir. Bunlar standartlara uygun çap, kalite ve özellikte olmalıdır.

    Süt pompası makinenin kapasitesini karşılayacak ve süt kalitesini etkilemeyecek özellikte olmalıdır. Sütün çok çalkalanması halinde, içindeki yağ asitleri ayrışmaktadır. Özellikle yeni sağılmış süt sıcak olduğundan, çalkalandığında bu ayrışma çabuk olur ve tadı acılaşır.

    Bu nedenle sistemdeki sütün toplandığı toplama kabından, süt soğutma tankına sütü gönderen pompa özel olmalıdır. İyi pompalar krom nikel gövdeli, kauçuk rotorlu pompalardır.

    3. YARDIMCI KISIMLAR (AKSESUARLAR)

    Yardımcı kısımlar isteğe göre çok çeşitlidir. Burada esas olarak işlevsel olanlar belirtilmiştir. Sistemi süslemeye yarayan krom levhalar, güzel görünüşlü kutular ve hatta sağım çukurunun tabanını alçaltıp yükseltmeye yarayan sadece görüntü veren malzemelerin anlatılmasına gerek görülmemiştir.

    3.1. MEME YIKAMA TABANCALARI

    Sağım sırasında memelerin yıkanması ve sağımdan sonra tırnak aralarını temizlemek için kullanılan su tabancalarıdır. Genel olarak 4 hayvana bir adet bulunur.

    3.2.MEME DEZENFAKTAN SPREYLERİ

    Memelerin sağım sonrası, dezenfektanla (özel meme dezenfektanı) muamele edilmesi için kullanılır. Dezenfektanın bulunduğu kabın içine sokulan hortumdan memelere huzme halinde ilaç püskürten sistemdir.

    4. BİLGİSAYARLI SÜRÜ YÖNETİM SİSTEMİ

    Bilgisayarlı sürü yönetim sistemi esas olarak sağımhanede yer almaktadır. Sağım makinesinden bağımsız bir sistemdir. Ancak makine ile koordinasyonlu olarak çalışır. Bilgisayar sistemleri çok çeşitlidir. Aynı isimle anılan çok basit sistemler olduğu gibi, son derecede gelişmiş işlevsel özelliği olan sistemler de vardır. Bunların hepsine bilgisayar sistemi denildiği için, işlevsel özellikleri çok iyi irdelenmelidir.

    Bu sistemlerin en gelişmişi, doğal olarak sadece bilgisayar sistemi üreten ve bu konuda uzmanlaşmış olan firmaların bilgisayar sistemleridir. Bazı sağım makinesi firmalarının sunduğu sistemler hem yeterince işlevsel değildir, hem de uzman firmaların sistemleri her türlü yeniliğin, kolayca sisteme eklenebileceği özelliktedir. Bu sistemler çok hızlı gelişmektedir. Örneğin çok yakında her hayvanın sütündeki yağ, laktoz, protein ve üre miktarını saptayacak bir yeni gelişme piyasaya sürülecektir. Sözü geçen uygulama sürü yönetiminde çok büyük kolaylık sağlayacak bir büyük yenilik olacaktır. Bu yenilikten ancak uzman firmaların sistemlerine sahip işletmeler yararlanabilecektir. Her sektörde olduğu gibi, süt sığırcılığı sektöründe de, yapılacak yenilikleri izleyerek teknoloji seçiminde zaman boyutuna bağlı profesyonel seçimleri yapmak çok önemlidir.

    Bilgisayar sisteminin işlevlerini şöyle sıralayabiliriz:

    a) Bilgisayar sistemi sürüde tutulması gereken yetiştiricilik ve sağlıkla ilgili kayıtları tutar ve zamanı geldiğinde gerekli uyarıları da yapar. Gelişmiş sistemlerde bu kayıtlar çok ince ayrıntıları da içermektedir.

    b) Bilgisayar sisteminde bireysel düzeyde süt verimi otomatik olarak duyarlı biçimde ölçülür. Sağılan sütün miktarı sağımhanedeki monitörlerden izlenebildiği gibi, otomatik olarak da kaydedilir.

    c) Gelişmiş sistemler, sağım sırasında sütün elektrik geçirgenliğini (konduktivite) ölçerek memedeki yangıyı (mastitis) çok erkenden saptar ve uyarı verir. Bu uyarı alındığında hastalık saptanan hayvanlar sadece sık sağılıp, memelerine ısıtıcı pomat sürülerek çok büyük ölçüde ilaçsız olarak tedavi edilir. Hem meme sağlığı ve hem de ilaç tasarrufu nedeni ile çok büyük ekonomik katkı sağlayan bir sistemdir. Bilgisayar sistemine yatırım yapan bir işletme bu teknolojiden yoksun kalmamalıdır.

    d) Bilgisayar sistemi kızgınlığı saptamaya ve izlemeye yarar. Bilindiği gibi kızgınlıkların sürekli olarak izlenmesi suretiyle gebeliklerin zamanında sağlanması gerekir. Geciken gebelik nedeniyle ortaya çıkan kayıplar çok büyüktür. Olması gerekenden yaklaşık iki aylık sapma (gecikme) olması halinde, hayvan başına ortalama 900–950 litre süte eşdeğer bir kayıp olmaktadır. Bu nedenle kızgınlığın en iyi saptandığı sistemin alınmasına özen gösterilmelidir. Kızgınlıkların duyarlı bir biçimde izlenmesi ancak sadece bilgisayar sistemi üreten firmaların sistemlerinde sağlanabilir. Bu firmaların ayağa bağlı tanıtıcı pedometre kullanmalarının nedeni budur. Hayvanın günlük attığı adımı sayarak tespit yaparlar ve en yüksek düzeyde doğrulukla kızgınlık saptaması bu yolla mümkün olur. Boyuna takılan tanımlayıcılarla ancak hareketlilik (hayvanın diğerlerine atlaması sırasında olduğu gibi) saptanabildiği için kızgınlık belirlemede tam kesinlik sağlanamamaktadır. Hayvanın günde adım sayısının saptanması halinde, atılan adım sayısındaki azalma, hayvanın bitkinleşerek rahatsız olduğunu da anlamaya yarar.

    Böylece bir yandan kızgınlıklar duyarlı bir şekilde saptanırken diğer taraftan rahatsızlanan (durgunlaşan) hayvanlar da belirlenebilmektedir.

    Bilgisayar sisteminin hayvanları tanımlaması için her hayvana bir tanımlayıcı takılır. Bunlar boyunda kolye şeklinde veya ayağındadır. Ayrıca sağımhanede hayvanı tanıyan algılayıcı antenler vardır. Bu antenler hayvanı tanıyarak, o hayvana ait süt verimini ölçer ve eğer sistemde varsa meme hastalığını belirler. Genel olarak algılayıcı antenler sağımhane girişinde sağ ve solda olmak üzere birer tanedir. Hayvan sağıma girerken kaçıncı hayvanın sağımhanede nerede olduğunu belirler. Ancak hayvanlar girerken yeri değişir veya geri çekilirse yanlış algılama nedeni ile hayvanlara ait bilgiler karışabilmektedir. Sonuç olarak yanlış bilgiler sistemden beklenen yararın sağlanmasına engel olmaktadır. Örneğin süt veriminin yanlış ölçülmüş olması sadece basit bir hata değildir. Çünkü sistemde o hayvana ait süt verimi hafızada kayıtlıdır. Sistem bu kaydı referans alarak bir sorun olup olmadığına karar vermektedir. Yanlış elde edilen veri nedeniyle çok önemli olan erken uyarı ya yapılamaz veya yanlış yapılan uyarı vakit kaybettirir. Bu nedenle doğru sistemlerde, sağımhanedeki her hayvanın bulunduğu yerde, her hayvan için bir algılayıcı anten olmalıdır. Yanlış algılama bütün bu sistem için yapılmış olan yatırımdan elde edilecek yararı ortadan kaldırabilir. Aynı şey yanlış meme hastalığı uyarısı için de geçerlidir.

    Kolayca görülebileceği gibi, basit bir ayrıntı gibi görülen küçük farklar, çok önemli işlevsel sonuçları getirmektedir. Bu nedenle sistem seçimi, profesyonel bilgi sağlanmadan yapılmamalıdır.

    e) Bilgisayar sistemi hayvanlara ihtiyacı kadar kesif yemi otomatik olarak vermeye de yarar. Bu işlem ahır içine yerleştirilen yem istasyonlarıyla yapılır. Hayvanların fizyolojik durumuna veya verim düzeyine göre farklı miktarda yem verilmek istendiğinde, öngörülen miktardaki kesif yemler istenen miktarda ve istenen zamanda hayvana yedirilebilmektedir. Hatta istenirse hangi durumda, ne kadar verileceğini programlanarak, sistemin otomatik olarak da yem vermesi sağlanabilir. Örneğin, her 2 litre süt için A yeminden günde 840 g verilmesi programlanır. Sistem, hayvanın süt verimini saptadığı için, kendi kendine hesap yaparak yemi verir. Hatta bunu 60 gramlık porsiyonlara ayırarak çok duyarlı biçimde yapabilir. Bazı sistemlerde sadece bir çeşit konsantre yem verilebilir. Gelişmiş sistemlerde ise 1–2 veya 3 çeşit konsantre yemi, hatta toz yemi verdirmek mümkündür.

    Özellikle hayvanların duyarlı olduğu dönemlerde (doğum öncesi ve sonrası gibi) bireysel yemleme çok önem kazanır. Bu dönemlerdeki getirisi çok önemli olan bireysel yemleme yatırımının iyi seçilmesi gereklidir. Çünkü gelişmiş sistemlerde özel katkılar da verilebilmektedir.

    f) Bilgisayar sitemi, sürüdeki ineklerin sürekli olarak canlı ağırlıklarını ölçebilir. Canlı ağırlığın ölçülmesi sürüde uygulanan yemleme programında bir sorun olup olmadığını anlamaya yarar. Ancak daha önemlisi bireysel olarak kilo kaybı saptandığı için, bireylerdeki sorunların önceden belirlenip önlem alınmasına yarar. Özellikle doğum sonrası sürekli kilo kaybı, hayvanda gizli seyreden Ketozis hastalığının habercisidir. Zamanında belirlenerek önlem alınması büyük kayıpları önlemektedir.

    Gelişmiş sistemlerdeki kantarlar, hayvanları koridorda yürürken durmalarına gerek kalmadan tartmaktadır. Böylece hayvanlar tartılmaları sırasında rahatsızlık duymazlar.

    g) Bilgisayar sistemi, sürüdeki inekleri yapılan tanımlamalara uygun olarak ayırabilir. Örneğin sürüde bulunan hayvanlar; süt verimindeki ani düşme, yem tüketiminin azalması, gizli mastit, kızgınlık v.b. durumlarda otomatik olarak ayrılabilir. Ayırma işlemi bir kapı sistemiyle yapılabilir. Bu kapı sistemi iki türlüdür. Basit olan sistemde ayrılması gereken hayvanın numarası belirtilir, kapıdan geçerken ayrılır. Gelişmiş sistemlerde ise sadece ne olduğunda ayırma yapılması gerektiğinin belirtilmesi yeterlidir. Örneğin sütü önceki güne göre 4 litre azalan, meme hastalığı saptanan, kızgın olan v.b. gibi özelliklere bağlı olarak ayırma yapılması istenebilir. Sistem bu bilgileri kontrol edip ayırma işlemini yapar. Ayrılan hayvanlar hakkında bilgisayarlardan rapor alınıp, gerekli müdahale yapılır. Çok gelişmiş sistemlerde ayrıca boya püskürterek de ayırma yapılabilmektedir. Örneğin kızgın olanlar kırmızı, gizli mastit olanlar sarı, verimi düşenler yeşil renk gibi boya püskürtülerek belirlenir. İster basit ister gelişmiş sistemler olsun, hepsine bilgisayar kontrollü ayırıcı kapı sistemi denmektedir. Basit olanda sorunlu hayvanın yönetici tarafından saptanması gereklidir. Zaten bunu bildikten sonra ayırıcı kapı olmadan da hayvanı incelemeye almak mümkündür. Hâlbuki gelişmiş sistemler sorunlu hayvanı kendisi otomatik olarak bulur ve ayırır (veya boyar). Önemli bir yatırım olan ayırıcı sistem, yeterince incelemeden ve profesyonel danışma almadan yapılmamalıdır.

    h) Bilgisayar sistemi sürüyle ilgili her türlü konuda bilgi verir. Bu raporlarda sürünün verimle ilgili performansını gösteren değerler, döl tutmayla ilgili durum, sağlık kontrolü için gerekli değerler, bireysel kayıtlar, hayvanların geçmişiyle ilgili konularda olmak üzere pek çok bilgi yer alabilmektedir. Gelişmiş sistemlerde bu kayıtlar binlerce olabilmekte her hayvan için özel bilgileriyle sürü hakkında genel bilgilere her an ulaşılabilmektedir. Hatta sürüde yapılması öngörülen uygulamaların zamanında ve tam olarak yapılıp yapılmadığı da izlenebilmektedir. Böylece personel yönetiminin de etkinliği incelenebilmektedir.

    i) Bilgisayar sistemi hastalıkların teşhisini yapar. Önceden de belirtildiği gibi, sürülerde en büyük sorun olan meme yangısı (mastitis) gelişmiş sistemlerde gözle görülür hale (klinik) gelmeden saptanabilmektedir.

    Bu özellik çok önemli bir ekonomik katkı sağlar. Yine gelişmiş sistemlerde hayvana ait çok sayıda bilgiye ilişkin değerler aynı anda ekranda çizelge olarak izlenebilmektedir. Aynı anda ortaya çıkan çizelgeden doğru teşhis yapılır ve hiç vakit kaybetmeden önlem alınabilir. Örneğin, aynı anda hayvanın canlı ağırlığının sürekli olarak azaldığı süt veriminin düştüğü görüldüğünde sorunun ketosis olduğu belirlenir ve önlem alınır. Aynı şekilde canlı ağırlığın değişmediği, süt veriminin azaldığı ve konduktivitenin arttığı gözlendiğinde sorunun gizli mastitten kaynaklandığı anlaşılır ve hemen tedavi uygulanır. Bir başka olguda ise yine süt veriminin azaldığı, konduktivite ve canlı ağırlığın normal olduğu, buna karşılık adım sayısında azalma bulunduğu saptanırsa, sorunun ayak arızasından kaynaklandığı anlaşılıp, hemen tedaviye geçilir. Eğer bütün değerler normal seyrettiği halde süt azalmış ve adım sayısı artmışsa hayvanın kızgın olduğu anlaşılır. Görüldüğü gibi, süt veriminin düştüğü bu örneklerde, sorunun nereden kaynaklandığı kolayca saptanabilmektedir. Hâlbuki basit sistemlerde sadece sütün düştüğü anlaşılabilir. Nedenini bulmak için zaman harcamak ve çeşitli testler yapmak gerekir. Büyük sürülerde aynı anda çok sayıda hayvanı izlemek hem zor, hem de vakit alıcıdır. Kimi hallerde yetiştirilmesi olanaksız olabilir. Hâlbuki sürü sağlığında erken teşhis hem başarı için ön koşuldur, hem de çok ekonomiktir.

    Görüldüğü gibi, ister basit, ister gelişmiş olsun sistemlerin hepsi, bilgisayar sistemi olarak tanımlanmaktadır. Profesyonel danışma almadan yapılacak seçimler çok yanıltıcı olacaktır. Fiyat kuşkusu ile yaklaşmak ise çok daha yanıltıcıdır. Çünkü bilgisayar sistemi için önemli bir yatırım yapılmaktadır. Bu yatırım, sadece bazı bilgileri sağlayıp, esas can alıcı bilgileri duyarlı biçimde veremeyen ve bunları değerlendirmeye katkıda bulunamayan bir sistem için yapılırsa çok pahalı demektir. İleriki yıllarda yatırımın hatalı olduğu anlaşıldığında ise sistemi değiştirmek çok daha pahalıdır.

    Bu sistemlerin alınması sırasında ileri dönük düşünerek karar oluşturulması da çok önemlidir. Yeni gelişen teknolojiye uyum sağlayacak sistem alınmalıdır. Bu da ancak sadece bilgisayar sistemi üreten ve sürekli teknolojik geliştirme yapabilen firmaların ürünlerinde mümkündür. Aynı şey sağım makinesi için de geçerlidir.

    İşte bu nedenle firmamız ART PASLANMAZ MAKİNA, sadece süt sağım makinesi üreten ve yine sadece bilgisayar sistemi üreten  firmalarının makinelerini önermektedir. Bunların her ikisi de bu özellikleri nedeniyle diğerlerinden daha gelişmiş teknolojiye sahiptirler. Aralarındaki teknolojik farklılıklar ilk bakışta küçük farklar olarak görülebilir. Ancak olaya profesyonelce bakıldığında bu farkların işlevsel olarak çok önemli olduğu ortadadır.

    Bilgi ve deneyim başarının sırrı

    Bilgi Profili : 4

    SÜT SIĞIRCILIĞINDA MASTİTİS (MEME YANGISI) SORUNU
    VE KORUNMA YOLLARI

    SÜT SIĞIRCILIĞINDA MASTİTİS (MEME YANGISI) SORUNU VE KORUNMA YOLLARI

    Süt sığırcılığında işletmenin karlılığını etkileyen çok sayıda etmen bulunmaktadır. Karlılığın en üst düzeyde tutulabilmesi için esas olarak iki olanak bulunmaktadır. Bunlar gelirlerin artırılması ve maliyetlerin olabildiğince azaltılmasıdır. Üretim maliyetlerinin düşürülmesinde kayıpların en aza indirilmesi önemli yer tutmaktadır. Bu yazıda mastitisin neden olduğu kayıplar ve korunma yolları konu edilmiştir.

    1.Mastitisin tanıtımı, belirleme yöntemleri ve mastitten kaynaklanan kayıplar

    Süt hayvancılığı yapılan bütün işletmelerde meme yangısı en önemli sorunlardan biridir. Başlıca iki türlü meme yangısına rastlanmaktadır. Bunlardan birincisi herkesin kolayca fark edebildiği; memenin kızarması, ağrılı bir şişliğin oluşması ve sütün pıhtılaşması veya aşırı sulanması gibi belirtilerle ortaya çıkan klinik meme yangısıdır. Bu durumda kesinlikle hemen ilaçlı tedavi gerekir. Müdahalede geç kalınması veya uygun tedavi yapılmaması durumunda hastalığın oluştuğu meme lobunun kaybedilmesi ( körelmesi ) ihtimali olan meme yangısı budur.

    Bu türden meme yangısı çok tehlikeli ve zarar vericidir. Çünkü hem tedavi masrafları yüksektir, hem de tedavi edilse bile, özellikle memeye ilaç vererek tedavinin kaçınılmaz olduğu durumlarda ortaya çıkan bazı yan etkiler nedeniyle hayvanın süt verimi eskisinden biraz daha geri kalmaktadır. Ayrıca tedavi süresince ortaya çıkan süt kayıpları da oldukça fazladır.

    Bir başka tehlike ise, bu şekilde hastalanmış meme loblarının sürekli mikrop saçması, böylece hem komşu lobları hem de başka ineklerin sağlam meme loblarını bulaştırmasıdır.

    Mastitisin ikinci formu, gizli mastitis (subklinik) olarak tanımlanan ve yukarıda sayılan belirtileri göstermeyen tiptedir. Bu tip mastitis sürüde yaygın şekilde bulunursa, neden olduğu süt kaybı bakımından, birincisinden daha ciddi zarara yol açan bir sorundur. Çoğu zaman bir sürüde klinik ve subklinik mastitis birlikte bulunmaktadır ve aralarında 1’e 25-30 gibi bir oran vardır. Yani büyük bir sürüde belli bir zamanda 3 tane klinik mastit gösteren meme lobu varsa yaklaşık olarak 75-90 kadar meme lobu değişik düzeylerde gizli mastite yakalanmış olabilir. Gizli mastitiste memeler sağlıklı gibi görünmesine karşılık süt veriminde ciddi azalmaya neden olmaktadır. Hastalığın ilerleme düzeyine bağlı olarak 9 kademesi bulunmaktadır. Dokuzuncu derece en ileri düzeyde subklinik mastitisi tanımlamaktadır.

    Eşiklerin belirlenmesinde bireysel olarak veya tank sütünden alınan süt örneğindeki Somatik Hücre Sayısı (SHS veya TSSHS) esas alınmaktadır. İnekte gizli mastitis ilerledikçe alınan örnekteki SHS yükselmektedir. Tank sütünden alınan örnekte TSSHS’nın yüksek çıkması ise sürüde mastitisin yaygınlık düzeyinin yüksek olduğunu veya hastalıklı hayvanların oldukça ileri düzeyde bulunduğuna işaret etmektedir. Konuyla ilgili olarak yapılan bir araştırmada, her bir derece için uğranılan süt kaybı Çizelge-1’ de gösterildiği gibi bulunmuştur.

    Çizelge-1. Somatik Hücre Sayısına bağlı olarak süt veriminde beklenen kayıplar

    SHS sınıf değerleri Eşik derecesi Kayıp düzeyi (%)
    100.000 1 3
    200.000 2 6
    300.000 3 7
    400.000 4 8
    500.000 5 9
    650.000 6 10
    850.000 7 11
    1.000.000 8 12
    >1.200.000 9 >12

    Çizelge-1’den de anlaşılacağı gibi tank sütündeki Somatik Hücre Sayısı 1.000.000 olan ve 100 baş sağmal ineğe sahip bir işletmenin yıllık süt kaybı 305 günlük laktasyon ortalama süt verimi 7 t/inek kabul edildiğinde 84 ton olmaktadır. Başka bir ifadeyle işletmede bulunan 12 baş inek yıl boyu günde 23 kg süt veriyormuş gibi bakılıp beslenmekte ancak bunlardan hiç süt alınmamaktadır.

    Meme yangısı ile mücadelede önemli olan yangının gözle görünür hale gelmeden farkedilmesi ve önlenmesidir. Her şeyde olduğu gibi bir sorunun engellenmesi, çözülmesinden daha kolay ve ucuzdur. Meme yangısı için de diğer hastalıklarda olduğu gibi koruyucu önlem alınması en akıllıca yoldur.

    Mastitisin ortaya çıkmasında bir çok faktör etkilidir. Bunlar içinde sağım makinesinin kalitesi, makinenin doğru kurulması, dönemsel bakımının ihmal edilmemesi, makine temizliğine gerekli özenin gösterilmesi ve sağımın kurala uygun yapılması birinci derecede önemlidir. Ayrıca sağmal ineklerin mastitis yönünden denetiminin yoğun biçimde yapılması gerekir. Bu amaçla kullanılabilecek çeşitli teknik olanaklar vardır.
    Bunlardan birincisi pek çok yetiştirici tarafından bilinen çok eski, fakat etkili bir yöntem olan California Mastit Testi’dir ( CMT ). Bu yöntemde dört gözü olan özel bir test küreği üzerine alınan süt örneklerine ayıraç konarak hastalık olup olmadığı çok erken belirlenmektedir.
    Bu yöntem kişisel deneyime bağlı kararlar gerektirdiği ve kimi zaman kullanılan ayıracın miktarına, tazeliğine göre farklı sonuçlar verebildiği için tam bir kesinlik sağlanması mümkün olmayabilmektedir. Ayrıca her seferinde kullanılan kürek temizlendikten sonra bir diğer hayvanın test edilmesi gerektiğinden zaman alıcı bir işlemdir. Bu nedenle, özellikle 30 başdan fazla hayvanı olan işletmelerde periyodik test uygulamasından bir sure sonra vazgeçilmektedir.
    Aynı amaçla kullanılabilecek diğer yöntem pille çalışan bir el aletiyle sağımdan hemen sonra her ineğin her bir meme başından bir sıkım süt alınarak elektriksel geçirgenliğin (conductivity) ölçülmesidir. Tekniğin dayandığı prensip, mastitisin şekillendiği meme lobundaki sütün tuzluluğunun artması ve buna bağlı olarak elektriksel geçirgenliğinin yükselmesidir.
    Çok etkin bir yöntem olan bu sistem Türkiye’de çok sayıda yetiştirilerce kullanılmaya başlamıştır. Elde edilen sonuçlar mükemmeldir. Bu yöntem kullanıldığında, belli aralıklarla, örneğin her hafta veya iki hafta arayla ineklerin tek tek memelerinin kontrolü gerekmektedir. Aşağıda anlatılacak olan gelişmiş sistemlerde olduğu gibi her sağımda ölçme otomatik olarak yapılmamaktadır. Ancak maliyeti diğerleriyle karşılaştırılamayacak kadar ucuzdur. Uygulaması kolay ve uzmanlık gerektirmemektedir. Ayrıca CMT’ye göre çok hızlı bir şekilde test yapılabılmekte memeden memeye veya inekten ineğe geçerken temizlik yapılmasına gerek duyulmamaktadır. Bir ineğin dört memesi için yaklaşık 20-25 saniye yeterli olmaktadır. Son derece etkili bir yöntemdir. Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi tarafından saha çalışmalarında kullanılmıştır.
    Büyük sürülerde mastitin izlenmesi için en güvenilir ve hızlı yöntem sağım sistemine mastit detektörü takılmasıdır. Bu sayede her ineğin sütü her sağımda kontrol edilmekte bu bilgiler anında bilgisayara aktarılmakta ve sistem yöneticiyi uyarmaktadır. Bilgisayarlı sürü yönetim sisteminin (XXXX) bulunduğu işletmelerde bu ve benzeri yüzlerce bilgi aylarca depolanabilmekte ve istenildiği zaman çeşitli grafikler aracılığıyla sürünün geçmişteki performansı analiz edilebilmektedir. Böylece yakın veya uzak geçmişte yaşanan sorunlar doğru bir şekilde analiz edilebilmekte yönetimle ilgili olarak ileriye dönük en doğru kararlar alınabilmektedir.

    Hastalık ne kadar erken belirlenirse meme yangısı ile mücadele o kadar kolay ve ucuz olmaktadır. Çok erken belirlenen yangılarda ilaçsız tedavi de mümkündür. İlaçsız tedavide hastalığın saptandığı hayvanlarda bulunan değer çok düşük düzeyde hastalık gösteriyorsa bu hayvanlar ayrılır ve sık sağılır. Sık sağım, yangıyı yapan bakterilerin meme dokularında yerleşip etkili olma şansını azaltır.

    Aynı zamanda yangının başladığı meme bölümüne dışarıdan ısıtıcı pomat (kanfor) sürülür. Böyle erken ve çok başlangıçta saptanabilen yangıların yaklaşık % 90’ının ilaçsız tedaviyle ortadan kalktığı bilinmektedir.

    Sağım sırasında gizli mastiti saptayabilen diğer bir ekipman XXXXX firması tarafından üretilen mastit dedektörüdür. Bu alet her türlü sağım makinesine her sağım başlığına bir tane olmak üzere takılabilmektedir. Sütteki elektiriksel iletkenliğin ölçülmesi prensibiye çalışan alet ineğin hangi meme lobunda mastit başlangıcı olduğunu göstermekte, ayrıca hayvanın vücut sıcaklığında normal sınırın üzerinde bir artış olduğunda haber vermektedir. Bu sistem için bilgisayar gerekmediğinden daha ucuzdur.

    Memenin mastit yönünden kontrolünü sağlayan bir başka basit yöntem sağım başlamadan önce koyu renkli ( siyah ) bir zemine ilk sütün iki sıkım sağılarak gözlenmesidir. Bu sütlerde gözlenen anormal yapı meme yangısının başlangıcı kabul edilerek tedavi uygulanmasına geçilir. Böyle bir gözlem her sağım öncesinde mutlaka yapılmalıdır. Ancak bu aşamada saptanan meme yangısı, kesinlikle tedaviyi gerektiren düzeye erişmiş demektir. Elbette daha fazla ilerlemeden bu aşamada tedaviye başlamak da başarılı bir uygulamadır, ama önleyici değil, tedavi edici bir yol olduğundan pahalı bir çözümdür. Ayrıca gizli mastitisleri saptamaktan uzak olduğu için yukarıda açıklanmış olan süt kayıplarını önleme olanağı vermemektedir.

    Bu testlerde saptanan meme yangısının tedavisi için hiç gecikmeden Veteriner Hekim’e başvurulmalıdır. Yangının başladığı hayvanların süt örneği piyasada satılan siteril enjektöre çekilerek ağzı kapatılıp hemen antibiyogram testi (hangi antibiyotiğin o yangıda tedavi edici olduğunu saptayan test) için en yakın laboratuvara gönderilmeli ve elde edilen laboratuvar bulgusu hekime bildirilmelidir. Bunun için ilgili fakülteteler ve Veteriner Araştırma Enstitüleri’nde bulunan laboratuvarlardan yararlanılabileceği gibi bazı ilçelerdeki özel laboratuvarlarda da son derece başarılı antibiyogram testleri yapılmaktadır. Sonuç olarak erken teşhis meme sağlığını korumanın ilk koşuludur. Görülen veya görülmeyen mastitin sağlık dışında meydana getirdiği süt kayıpları tahmin edilenin çok üstündedir. Genel olarak Türkiye de yapılmış bir istatistik olmamakla birlikte, br fikir vermesi için, ABD ‘de 1973 yılında sağmal inek başına 232 YTL kayıp olduğu belirlenmiştir. İskoçya’da yapılan bir çalışmada yüksek düzeyde (> 400.000 hücre/ml) TSSHS saptanan işletmelerde mastitten kaynaklanan zararın 503 YTL/inek/yıl olduğu saptanmıştır. Daha düşük düzeyde (> 148.000 hücre/ml) TSSHS saptanan işletmelerde ise mastitten kaynaklanan zararın yaklaşık 159 YTL/inek/yıl olduğu hesaplanmıştır.

    2.Mastitisden korunma yolları
    Mastitisden korunmanın en etkili yolu, hazırlayıcı sebeplerin ortadan kaldırılmasıdır. Sağım makinesinin kalitesi, makinenin doğru kullanılması ve sağım hijyenine özen gösterilmesinin mastitin (klinik ve subklinik) görülme sıklığını çok önemli ölçüde azalttığı bilinen bir gerçektir. Doğru makineyi ana hatlarıyla tanımlayacak olursak:

    a) Sağım makinesinde vakum dalgalanmaları minimum düzeyde olmalıdır. Bu konuda geliştirilmiş olan son teknoloji ardışık sağım sistemidir. Yani 2×10 sağım başlığı bulunan bir sağımhanede her bir meme lastiği farklı zamanlarda sıkıştırma ve gevşeme fazının farklı bir evresinde bulunur. Nabız aygıtının dakikada 60 pulsa (nabız sayısına) ayarlı olduğu bir makinede her bir meme lastiği saniyenin
    80’de biri kadar zaman dilimleri aralıklarıyla farklı evrelerde bulunur. Bu yetenek firmamızın temsilcisi olduğu XXXX sağım makinelerine özgüdür ve patentlidir. Bazı ithal makinelerde bu yetenek olmadığı gibi maliyeti düşük gösterme gayretiyle 4-5 sağım başlığına bir pulsatör (nabız aygıtı) önerilmektedir. Günümüz teknolojisinde markası ne olursa olsun her başlığa bir pulsatör konulması kaçınılmaz bir zorunluluktur. Sadece bazı elektronik pulsatör cihazları çift pulsatör olacak şekilde imal edilmekte, böylece iki başlığa bir pulsatör takılabilmektedir. Sonuçta yine her başlık için ayrı bir pulsatör konulmuş olmaktadır. Aksi yapılırsa buradan sağlanacak tasarruf, daha sonra ortaya çıkacak kayıpların yanında sözü edilemeyecek kadar küçüktür.

    b) Yapılan genetik ıslah çalışmaları ve bakım besleme gibi çevre koşullarının iyileştirilmesi sonucu ineklerin günlük süt verimleri çok artmış bulunmaktadır. Sürü ortalamaları 30 litre civarındadır ve bazı ineklerde bireysel süt verimleri 50-60 litre
    seviyesine ulaşmıştır. Bu denli yüksek miktardaki sütü sağlıklı bir biçimde sağabilmek için sağım başlığındaki pençenin yeterli büyüklükte ve süt hortumlarının olabildiğince geniş çaplı olması gerekir. Aksi halde sağılan süt kolayca ana borulara transfer edilemez, meme lastiklerinin içi sütle dolar ve sağım işlemi meme başı sütle dolu lastiğin içinde gerçekleşir. Hiç kuşkusuz meme sağlığı için son derece olumsuz koşullar yaratılmış olur. Bu nedenledir ki, SAC sağım sistemlerinde sağım pençesinin hacmi 460 cc ve süt hortumlarının iç çapı 16 mm olarak imal edilmektedir.

    c) Makinede sütün değdiği bütün iç yüzeyler eksiz ve pürüzsüz olmak zorundadır. Aksi halde bu çıkıntılarda zamanla kir katmanları meydana gelir ve her türlü mikroorganizmanın kolaylıkla ürediği mikrop odakları oluşur. Pislik, meme sağlığı için zararlı olmasının yanı sıra sütteki toplam bakteri sayısını da inanılmaz ölçüde artırmaktadır. Süt kodeksine göre çok yakın gelecekte 400.000 bakteri/ml üzerindeki sütler fabrikalar tarafından alınamayacaktır. Bunun altında olmak kaydıyla belli bir değer eşik kabul edilecek, daha az bakteri içeren sütlere fazladan pirim ödenecek, yüksek düzeyde bakteri içeren sütlere ise ceza kesintisi yapılacaktır. Bütün gelişmiş ülkelerde yıllardır yapılan uygulama da zaten böyledir.

    İşletme için doğru makine seçildikten sonra bunun bakımının da gereği gibi yapılması ve sağım işleminin de kurallara uygun şekilde gerçekleştirilmesi gerekir. Sağım makinesinin bakımı hiç ihmal edilmemelidir. Binek otomobille karşılaştırıldığında, günlük olarak, sağım makinesi otomobilin en az 5 katı süreyle aktif olarak kullanılır (günde 5-20 saat). Her otomobilin yılda en az bir defa bakıma girdiği düşünülecek olursa sağım makinesinin de yılda en az 1 veya 2 defa bakımının yapılması gerekir. Özellikle eskiyen veya sağlam gibi görünmesine rağmen çalışma saati olarak süresini doldurmuş olan lastik aksamın (meme lastikleri, süt ve hava hortumları) değiştirilesi gerekir. Meme lastikleri için normal çalışma süresi 2500 sağımdır. Buna göre günde iki sağım yapan bir işletme için lastik ömrünü (gün sayısı olarak) hesaplamaya yarayan formül:

    2500 x başlık sayısı
    ——————————— = Gün sayısı
    Sağmal sayısı x 2

    Sağım makineleri için en uygun vakum pompaları yağlı tipte olanlardır. Bu pompalar periyodik bakımı yapıldığında ve yağsız kalmamasına özen gösterildiğinde yıllarca arıza yapmadan çalışabilmektedir. Son zamanlarda büyük sağım sistemlerinde endüstriyel vakum pompaları kullanılmaya başlanmıştır. Bu olanak sadece firmamızın kurduğu makinalarda bulunmaktadır.

    Hayvanların yatak yerleri ve bahçede yattıkları yerler yeterli hijyenik koşulları sağlamalıdır. Serbest duraklı ahırlarda yataklık olarak kum veya sentetik malzemelerden yapılmış paspaslar kullanılmaktadır. Kum yataklık ilk yatırım
    maliyetinin düşük olması nedeniyle en çok tercih edilmektedir. Eksildiği zaman kum ilave etmek ve zemin sertleştiği zaman kabartılarak tırmık çekmek suretiyle düzeltildiğinde bu tip yataklıklar gayet başarılı bir biçimde kullanılabilir. Bundan iyisi, içinde 4 cm kadar kalınlıkta süngerimsi bir malzeme olan ve üzeri çok dayanıklı (10 yıl garantilidir) branda karakterinde özel bir malzemeyle kaplanmış olan şiltelerdir. Kaplama işi ahır boyunca yekpare olarak yapıldığı için aralara veya içine gübre girmesi olanaksızdır. Ayrıca esnek olması nedeniyle ineklerin durakta yatma sürelerini önemli ölçüde artırmaktadır. Burada sözü edilen yatak yerleri Meadow mat ticari adıyla firmamız tarafından pazarlanmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri’nde 2005 yılında yapılan bir çalışmada, ineklerin normal yatma sürelerinin (günde 7-8 saat kadardır) 2 saat artırılması sağlandığında 1 kg süt artışı olduğu ortaya konulmuştur. Piyasada, yatak yerleri için kauçuktan üretilmiş 2-2,5 cm kalınlığında paspaslar da bulunmaktadır. Bunların maliyeti biraz daha düşük olmakla birlikte amaca uygun değildir. Birer ineklik parçaların yan yana dizilmesi suretiyle döşendikleri için araları ve alt kısımları mikrop yuvası olmakta, hatta bir süre sonra ucundan kaldırılıp bakıldığında alt kısımlarda çok sayıda kurt kaynadığı görülmektedir. Ayrıca altının beton olması nedeniyle yeterli esneklik sağlamadığı için hayvanı rahatsız etmektedir. Bazan içinde ince çelik teller bulunan konveyör bantlarının da bu amaçla kullanıldığı görülmektedir. Bantın içindeki teller zamanla dışarı çıktığında meme başlarını yırtmakta ve ciddi sorunlara yol açmaktadır.

    Mastitin önlenmesinde kuru dönem tedavisinin çok iyi sonuçlar verdiğini gösteren çok sayıda araştırma bulunmaktadır. Bu çalışmalar gizli mastit olgularının kuru dönem tedavisiyle % 80-85 oranında iyileştirildiğini ortaya koymaktadır. Tedavi, inek kuruya çıkarılırken son sağımdan sonra 4 meme lobuna kuru dönem mastit preparatı sıkılmak suretiyle yapılmaktadır. Maliyeti olan bir uygulama olması nedeniyle sağmalların toplam meme lobu sayısının (=sağmal sayısı x 4), % 30’unda klinik veya subklinik mastit varsa sadece bu ineklere kuru dönem tedavisi önerilmekte, daha yüksek oranda ise kuruya çıkan her ineğe tedavi önerilmektedir. Şunu da belirtmekte yarar vardır ki; doğru makine seçilir ve yukarıda sayılan kurallara uyulacak olursa hiçbir inekte bu türden önlemler almaya gerek kalmamaktadır. Firmamız tarafından kurulmuş olan çok sayıda işletmede alınan sonuçlar bunu göstermektedir.

    Mastitten korunmada bir başka olanak aşı uygulamasıdır. Bu önlemin de sahada genellikle olumlu sonuçlar verdiği bilinmektedir. Ancak en doğrusu yine de ilaç, aşı kullanmaksızın mastitten sakınma yolunu seçmektir. Sonuçta bu uygulamalar da işletmeye mali yük getirmektedir.

    Mastitin ortaya çıkma olasılığını azaltmada sağım sonrası uygulamalar da çok etkilidir. Sağımdan çıkan ineğin meme başlarının uç kısımları sağım sırasında uygulanan vakumun etkisiyle hastalık etmenlerinin kolayca meme içine girmesine izin verecek şekilde gevşek haldedir. Normalde meme başının uç kısmı kuvvetli yapıda büzücü bir kas yardımıyla sıkıca kapatılmış durumdadır. Sağımdan sonra
    meme başının normale dönmesi yaklaşık olarak 30-45 dakika sürmektedir. Bu süre içinde ineğin yere yatmaması istenir. Bunu sağlamak için yemlemenin sağımdan sonra yapılması yeterlidir. Sağımdan dönüşte hayvan aç olduğu için yem yemekle meşgul olacak ve hemen yatmayacaktır.

    Sağım öncesi meme hazırlığının, sağımın ve sağım sonrası meme dezenfeksiyonunun da kurallara uygun yapılması önem taşımaktadır. Bu konuyla ilgili ayrıntılı bilgiler bir başka bilgi profilinde verilecektir.

    Sonuç: Yukarıda aktarılmış olan bilgilerden de anlaşıldığı gibi, mastiti önlemede en etkili yol sürüdeki memeyle ilgili olayları sürekli denetlemektir. Olayların nereye gittiğini önceden bilmek başarının ilk koşuludur. Bazı olayları engellemek için bir takım önlemler alınmış olsa bile, bunlarda aksaklıklar yaşanabilir veya alınan önlemler yetersiz kalabilir. Sürekli kontrol yapıldığında önlemlerin ne ölçüde işe yaradığı da izlenmiş olur ve gerektiğinde zaman geçirmeden başka önlemler alınabilir.

    Ayrıntılı bilgi ve sorunlarınızın çözümü için ART PASLANMAZ MAKİNA ı arayabilirsiniz.

    Bilgi Profili:5
    KABA VE YOĞUN YEMLERİN BİRLİKTE KARIŞTIRILARAK (MALAMA)
    VERİLMESİ

    KABA YOĞUN YEMLERİN BİRLİKTE KARIŞTIRILARAK (MALAMA) VERİLMESİ

    Bilindiği gibi, işkembeli hayvanlar kaba (silaj, ot gibi) ve yoğun yemleri (dane yemler, kepek, küspe, sanayi yemi ve benzeri) türketirler. Bu yemler, işkembedeki bakteriler tarafından hayvanın yararlanacağı değişikliklere uğrarlar (bakteri sindirimi) .bu değişiklikten sonra yemdeki besin maddelerini barsaklardan emilim yolu ile kana karışır ve süt, et gibi ürünlere dönüştürülür. İyi bir yemleme için, işkembedeki bakterilerin iyi çalışması gereklidir. Yani, aslında biz hayvanı beslerken bakterileri istediği uygun ortamı sağlamak, bakterilerin verimli çalışmasına yarayacak yemlemeyi yapmak zorundayız. O halde sağlıklı bir besleme için, bakterilerin nasıl çalıştığını, ne istediğini bilmek ve bunu sağlayacak önlemleri almayı becermemiz gerekmektedir.

    İşkembeli hayvanların tükettiği yeler işkembede yaklaşık %10 kuru maddeli bir çorba şeklinde bulunur. Bu sıvı ortamda ince parçacıklar dibe çöker, kaba ve hafif olanlar ise yüzer halde ortamda bulunurlar. Yüzer parçalar yutağı uyarır ve yemler işikembeden tekrar hayvanın ağzına gelir.

    Gelen yemler ağızda tekrar çiğnenir, yani hayvan geviş alır. İnce parçalar ise işkembenin kasılması ile yan mideye geçer ve işkembeyi terk ederler. Yemler çok ince olursa işkembeyi çabuk terk ederler ve yemlerden yeterince yararlanılmaz. Unlaşan yoğun yemler ve ya çok incelmiş kaba yem parçaları işkembenin iyi çalışmasını engeller. Yemden iyi yararlanma olmadığı gibi, hayvanın işkembesindeki asitliğin artması nedeniyle bakterilerin çalışma ortamıda bozulur.

    Geviş sırasında hayvan salya üretir. Düzenli yemlenen bir süt ineği günde 9-11 saat geviş getirir, geviş sırasında 70-80 lt salya üretir. Salya içinde işkembeki asit ortamını dengeleyen ve bakterinin iyi çalışmasını sağlayan malzemelerde üreterek, sindirimin dengeli olması sağlanır.

    Yemler çok ince parçacıklar halinde ise, yutağı uyaracak ve gevişi sağlayacak, malzeme az olduğu için, yeterli geviş olmaz. İşkembe ortamı dengeleyecek salya üretimide azalır, hazım ortamı bozulur.

    Sindirim olayından, bakterilerin istediği ortam (özellikle asitlik düzeyi) sağlandığı ölçüde iyi sonuçlar elde edilir. Bu nedenle yapılacak yemleme, işkembenin asitlik ortamını sürekli olarak uygun olmasını sağlayacak şekilde olmalıdır.

    Genel olarak kaba yemler işkembe asitliğini azaltıcı, yoğun yemler ise yükseltici etki yapmaktadır. Yemler birbirinde ayrı verildiğinde, hayvanlar bunları değişik zamanlarda, değişik oranlarda tüketirler. Sonuçta işkembe asitliğinde azalıp çoğalmalar meydana gelir. Hatta hayvanlar seçici davranarak büyük ölçüde yoğun yemleri tüketebilirler. Bu durumda işkembe asitliğinde daha yüksek oranda değişmeler olur. İşkembe asitliğinde gün boyu meydana gelen iniş ve çıkışlar bakterilerin asitlik ortamındaki oynamalarda olumsuz etkilenmesine neden olur. İyi çalışamazlar ve yemlerden yararlanma düşer. (1)

    Bakterilerin çalışma ortamında asitlik düzeyindeki oynamalar ne kadar azsa, sindirim olayları o kadar düzenlidir. İşte bu nedenle kaba ve yoğun yemlerin homojen (bir örnek) karıştırılarak verilmesi önerilir. Adeta, hayvanın bir lokması ile ikinci lokmasının oransal yapısı aynı olmalıdır. Gerçekten çok homojen karışım yapıldığında verimde %15 lere varan artışlar meydana gelmesinin nedeni budur. Ancak ön koşul, kullanılan römorkun bir örnek (homojen) yapıyor olmasıdır.

    Dünyada bir çok firma yem römorku yapmaktadır. Bunlar değişik türden karıştırma sistemlerine sahiptirler. Bu sistemler; karıştırmada, tartıp ölçmede, güç tüketiminde, kullanma ömründe ve kendi kendine yüklemede farklı özellikler göstermektedir. Bunları irdeleyip incelemek ve ihtiyaca uygun olanı seçmek gerekmektedir.

    Kaba-yoğun yem (TMR) römorkları dikey ve yatay olarak ikiye ayrılmaktadır. Bunlardan dikey olanlar, yatay römorklara göre yeterli homojenlik sağlayamazlar. Özellikle homojenliğin çok önemli olduğu kültür ırkı hayvanaların yemlenmesi ile istenileni tam olarak yerine getiremezler. Güç tüketimleri yüksektir.

    Yatay römorklarda farklı karıştırma sistemleri vardır. Bunları karıştırırken en önemli ölçü yemlerin hızlı ve istene incelikte kıyılıp, karıştıtırlmasıdır. Karıştırma sırasında yem kitledsini doğal akış ile karışıyor olması çok önemlidir. Doğal akış hareketi sağlamadığı hallerde hem homojenlik bozulur hemde karıştırma zamanı uzar ve güç tüketimi artar.

    Yatay karıştırıcı römorklarda da farklı sistemler bulunmaktadır. Bunlardan bir tanesi tek karıştırıcılı (mono mikser)sistemdir. Bu sistemde güç tüketimi yüksektir. Kıyma ve karıştırma zamanı uzun ve karışım homojenliği geridir. Ayrıca römorkun dib kısmında çok basınç ve sürtünme olduğu için çabuk aşınmaktadır. Karışım doğal akışın tam olmadığı için, ölü noktalarda karışmadan birikmiş olan materyal kalmaktadır.

    Bir diğer karıştırma sistemi 3’lü veya 4’lü helezonlu olan karıştırıcılardır. Bu karıştırıcılarda güç tüketimi fazladır. Karıştırma zamanı uzun ve karışım yeterli homojenlikte değildir. Bütün olarak silindirik balyaların kıyıp, karıştıramaz. Doğal akış sağlamak için fazladan helezon bulunduğu için eskiyen parçası fazladır. Kıyıcı düzen yetersizdir.

    Bir diğer sistem ise, pedalla karıştırıcı bulunduran römorklardır. Karıştırma işlemini yeterli olarak yapmaktadır. Ancak hiçbir kıyıcı düzeni yoktur. Sadece önceden kıyılmış kaba yemleri karıştırabilmektedir.

    En modern kaba-yoğun yem römorku çift helezonlu ve yıldız kesme bıçaklı, dib kısmında karşı bıçağı olan yatay römorklardır. Bunlar değerlerine göre %20 oranında az güç harcarlar, karıştırma doğal akışta olduğu için çok homojendirler (%99). Az miktarda katılan (katkı maddeleri) malzemeler tam olarak karışır. Doğal akış sağlanması nedeniye sürtünme az olduğu için uzun ömürlüdür.

    Büyük silindirik balyaları da bütün olarak alıp istenen incelikte kıyılabilmektedir. Sağ ve sol tarafa yem servisi yapabilmektedir.
    Kaba -yoğun yem römorklarında işlevsel özellikler olarak programlanabilir kantar ve kesici-yükleyici düzen (tiler) de önemlidir.

    Römorklarda yemleme programını doğru uygulamak için 3 load-cell ‘li bir elektronik kantar bulunmaktadır. Bu kantarlar basit olduğu gibi programlanabilir özelliktede olabilmektedir. Programlanabilir kantar kullanıcı hatasını ortadan kaldırmak için geliştirilmiştir. Römorka yüklenmesi planlanan yem ham maddeleri, programa kaydedilir. Yem hazırlayan kişi programa göre yemi yüklerken yüklemesi gereken miktara yaklaştığında sistemde kesik-kesik düdük sesi duyulur. Programa göre dolmak üzere olduğunu belirtir. Ön görülen miktar doldurulduğunda ise sürekli düdük sesi ile haber verir. Sıklıkla yapılan yükleme hatalarını engellemek için böyle bir sistem geliştirilmiştir. İsterse sisteme hayvan başına verilecek rasyon (yem programı) kaydedilir. Yemlemeci sadece gruptaki hayvan sayısını yazar, sistem otomatik olarak hangi yemde toplamda kaç kg olacağını hesaplar ve aynı uyarıcı yöntemle yem doldurur.

    Çok büyük işletmeler isteyecek olursa, ilave bir sitemle yemi hazırlayıp dağıtan kişiyi ayrıca kontrol edebilmektedir. Römork seçilirken bu sistem dikkatle incelenmelidir. Çünkü ciddi kapasite farkları olabilmektedir. Bu sistemde yapılan tüm yemleme partileri kaydedilir. Yapılan kayıtlar yöneticinin bilgisayarına aktarılır. Her türlü işlem kontrol edilmiş olur.

    İstendiğinde, römorkların silaj yüzeyini bozmadan keserek kendini yükleyen, tiler adı verilen aygıtları vardır. Bu aygıtlarla aynı zamanda ipi çıkarılmış balya yığınlarından ot da keserek yüklenebilmektedir. Römork seçilirken bu sistem dikkatle incelenmelidir.

    Çünkü ciddi kapasite farkları olabilmektedir. Düşük kapasiteli tiler olması halinde doldurma çok uzun süre almakta ve servis arası uzamaktadır. (iş gecikmesi) tillerin kapasitesi römorkun hacmiyle uyumlu ve yüksek olmalıdır.

    Her makine seçiminde olduğu gibi, yem römorku seçerken de önce işlevsel özellikleri iyi bilmek gerekir. Yani yapacağınız iş için uygun kapasite işlem doğruluğu ve insan hatasını azaltma ve iş verimliliği iyi hesaplanmalıdır. Sadece fiyat ve hacim esasına göre seçim yapıldığında ortaya çıkacak aksaklık giderilemez. Çünkü ilaveler veya parça değiştirilerek yem römorkunun iyileştirmek mümkün değildir. Yenisini almak gerekir, buda çok pahalı bir işlemdir.

    Her konuda olduğu gibi ART PASLANMAZ MAKİNA. yetiştiricilere dünyada ki en ileri teknoloji ürünlerini tanıtmaya ve kullandırmaya özen göstermektedir. İleri düzeyde uzman bilgi birikimi ve dünyadaki bağlantılarının nedeniyle bunu sürekli olarak yapmakatdır. En doğru bilgi ve teknoloji için EGE ÖZGÜL ARIM. ‘ni aramanızı rica ederiz.

    Bilgi Profili : 6

    SÜT SIĞIRCILIĞINDA DÖL VERİMİ

    SÜT SIĞIRCILIĞINDA DÖL VERİMİ

    Süt sığırcılığında döl verimi, karlılığı doğrudan etkileyen en önemli etmendir. Bir çok kişi süt veriminin en önemli ölçüt olduğunu kabul ederek sürü yönetiminde sadece verim düzeyine odaklanmaktadır. Süt verim düzeyi önemli olmakla birlikte, inek başına karlılığının tek göstergesi değildir. Aslında süt verim düzeyi , döl verimindeki düzenliliğe bağlıdır. Zamanında gebelik sağlanamadığı koşullarda sağmal dönem uzar ve günlük süt verimi azalır. Yani döl verimi düzensiz olan işletmelerde zaten yüksek süt verimi kalıcı olmamaktadır.

    Süt sığırcılığı işletmesi yönetilirken önce sağlık koruma, sonra düzenli döl verimi ve daha sonra süt verim düzeyi önem taşır. İlk ikisi doğru yapılıyorsa, süt verimi de büyük olasılıkla tatmin edici düzeydedir.

    Aslında sığırlarda süt verimini yemleme programlarında yapılacak değişikliklerle artırmak kolaydır. Hayvana verilen yemlerdeki besin madde yoğunluğunu ve yem kuru maddesinin hazmolma derecesini arttırarak verimliliğini yükseltmek olasıdır. Ancak verimi arttırmanın, sonraki günlerde hayvan sağlığı ve döl veriminde nasıl bir değişiklik meydana getireceğini de iyi bilmek gerekmektedir. Yani hayvan beslemede zaman boyutu da vardır. Bir takım dengeleri gözetmeksizin sadece süt verimini arttırmaya çalışan bazı işletmelerin bir süre sonra başka ciddi sorunlarla karşılaştığı görülmektedir. Bu işletmeler sonraki dönemlerde, ilk yıllara göre ortalama süt veriminin çok düştüğünü ve bir türlü yeniden yükselmediğini görmektedirler. Bunu genellikle iki veya üçüncü yıl fark etmektedirler. İncelendiğinde, aksayan döl veriminin süt verim düşüklüğüne neden olduğu görülmektedir. Böyle durumlarda sürünün tekrar düzene girmesi çok uzun zaman almaktadır. Ortaya çıkan kayıp da çok büyüktür.

    Döl veriminde başarıyı belirlemenin çok değişik ölçütleri vardır. Bunlardan en çok kullanılanı, iki buzağılama arasındaki süre yani buzağılama aralığıdır. Gebelik süresi sığırlarda ırklara göre değişmekle birlikte ortalama 280 gündür. Yani hayvan doğurduktan 85 gün sonra gebe kalırsa, yılda bir yavru vermiş olur (280+85= 365 gün). Sığırlarda gebelik kimi zaman 85 günden önce, kimi zaman da sonra meydana gelebilir. Ortalama olarak tüm sürüde buzağılama aralığının 390-400 gün arasında olduğu işletmelerin başarılı olduğu kabul edilmektedir. Daha uzun ortalama buzağılama aralığı olması halinde karlılık azalmaktadır. Genellikle bu kaybın uzayan bir ay için 500 kg süt üretimi karşılığı olduğu belirtilmektedir.

    Döl veriminin düzenli olması için her şeyden önce sürüde kızgınlığın çok sağlıklı bir şekilde izlenmesi gerekmektedir. Bunun yapılması için farklı teknolojik seçenekler bulunmaktadır.

    Kızgınlık izlemede en basit yöntem hayvanların gözle izlenmesidir. Doğru bir gözlem için sabah 06:00 , öğlen 14:00 akşam 18:00 saatlerinde yeteri kadar (her bölmede veya grupta en az 20 dakika) zaman ayrılmalıdır. Hayvanlar kızgınlık belirtilerini en çok toprak zeminde gösterirler. Bu nedenle mümkünse, gözlem yapılacağı saatlerde hayvanlar bahçeye çıkarılmalıdır. Ayrıca kızgınlık beklenen hayvanlar belli bölmelerde tutulmalıdır. Böylece hem bütün sürü yerine bir veya iki bölmede gözlem yapılmış olur. Hem de birbirlerini tahrik ettikleri için, zayıf geçen kızgınlıklar da daha belirgin biçimde ortaya çıkar.

    Kızgınlığı gözlemek için bir diğer yöntem gezinti bahçesinin bir köşesine boğa bölmesi yapılmasıdır. Bu bölmeye erişkin bir erkek hayvan konur. Kızgın olan dişiler hayvan padoğunun etrafında toplanır. Gözlem kolaylaşır.

    Kızgınlığın izlenmesinde hayvanın kalçası üzerine takılan, başka hayvanın atlaması ile renk değişikliğine uğrayan detektörler de kullanılmaktadır. Kimi yerlerde kalçalar tebeşir ile boyanıp, meydana gelen değişikliğe göre de kızgınlık izlenmektedir.

    Kızgınlığın izlenmesinde gelişmiş yöntem olarak pedometreler kullanılmaktadır. Bunlardan bir kısmı hayvanın hareketliliğini kaydederek kızgınlığı saptarlar. Bu pedometreler hayvanın boynuna tasma şeklinde takılmakta veya ayak bileğine bağlanmaktadır. Boyuna takılmak suretiyle hareketliliği ölçen pedometreler kızgınlığı saptamakla birlikte başarısı çok yüksek değildir. Diğer bilgileri (süt verimi , vücut sıcaklığı, yem tüketimi gibi) de birlikte kullanarak sonuca varan sürü yönetim sistemlerinde bile başarı %80’nin altındadır.

    En gelişmiş sistem, adım sayısını sayan pedometre sistemidir. Hayvanın ayak bileğine bağlanmaktadır. Adım sayısındaki belirgin artış, çok yüksek başarıyla (%98) kızgınlığın saptanmasını sağlamaktadır. Sistem, adım sayısındaki hızlı azalışa bağlı olarak, hayvanın bir sağlık sorunu olduğunu da (ayak arızası, düşkünlük gibi) göstermek suretiyle erken uyarı yaptığı için ayrıca çok yararlı bir diğer işleve sahiptir. Adım sayısındaki yükselmeyi (veya azalmayı) saatini de belirterek kaydedebildiği için, uygun tohumlama zamanı isabetle kestirilebilmektedir. Ülkemizde çok sayıda işletme bu sistemi kullanmaktadır.

    Elbette sürüde düzenli döl veriminin sağlanmasına, sadece kızgınlığın saptanması yetmemektedir. Bunların kayıt tutularak değerlendirilmesi de gerekmektedir.

    Çok gelişmiş sistemlerde bütün bunları bir bilgisayar programı ile değerlendirmek mümkündür. Ancak yine de temel esasların bilinmesi gerekir.
    Sadece gözlem yaparak veya değişik araçlar kullanarak kızgınlığın saptandığı bir işletmede de başarılı sonuçlar almak kolaydır. Bunun için bir ajanda, bir basit hesap makinesi ve bir de gün cetveli yeterlidir. Gün cetveli yıl içindeki günlerin yılın kaçıncı günü olduğunu gösteren, kendinizin yapabileceği bir cetveldir. Bu cetvelin bir örneği ekte gösterilmiştir.

    Önce hayvanların doğurduğu tarih belirlenir ve yapılacak işler ajandaya işlenir. Hayvanın doğurduğu günün yılın kaçıncı günü olduğu bulunur, örneğin, doğum sonrası rahim kontrolünün (involusyon) yapılacağı tarih belirlenir (genelde doğumdan sonraki 14. gün). Gün cetvelinden yararlanarak belirlenen tarih ajandaya kaydedilerek, hayvanın numarasıyla birlikte o tarihte yapılacak kontrol işlenir.

    Aksayan kızgınlıkları belirlemek amacıyla sürü için bir kritik gün saptanır. Kritik gün doğumdan sonra geçen belirli bir kritik sürede hiç kızgınlık saptanmamış hayvanlar içindir. Genelde 60. gün kritik gün olarak kabul edilmektedir (işletmeler kendilerine göre, hatta bazı hayvanlar için farklı süreler belirleyebilmektedir). Aynı şekilde gün cetveliyle doğumdan sonraki 60. günün tarihi belirlenir ve ajandanın o tarihli sayfasına ilgili hayvanın numarasıyla işlenir. Arada saptanan kızgınlık olmuşsa bir sonraki kızgınlığın olası tarihi (kızgınlığın saptandığı tarihten sonraki18….24 günler), tohumlama yapıldıysa gebelik kontrol tarihi yine aynı yöntemle hesaplanarak ajandaya işlenir. Gebeliğin saptandığı tarih ve ineğin kuruya ayrılacağı tarih de ajandaya işlenir.

    Sonuçta sürüyü yöneten kişi her gün ajandasına bakarak, o gün nelerin yapılacağını görür ve kararlaştırır. Veteriner hekim ziyaret gününde, rahim kontrolü, kritik günü geçenler, gebelik kontrolü yapılacak hayvanlar listelenerek verilir. Böylece hekimin çok kısa sürede üremeyle ilgili çeşitli sorunları çözmesi sağlanır.

    Görüldüğü gibi, aslında dikkatli bir gözlem ve kayıtlama sistemi titizlikle izlendiğinde işler çok kolaylaşır ve başarı elde edilir. Elbette başarı için başka ayrıntılar (iyi bir tohumlama yapılması, tedavi gereken hayvanlarda gerekli işlerin zamanında yapılması, uygun tohum seçimi, doğumhane hijyeni gibi) da çok önemlidir. Ancak sistematik bir izleme ve kayıt, işin esasıdır.

    Gelişmiş sistemlerde bütün bunlar otomatik olarak yapılmakta her türlü uyarı verilerek yapılacak işler belirtilmektedir. Ayrıca her türlü bilgi biriktirilerek istatistiklerle ve çizelgeler yardımıyla çok sağlıklı ve kolay kararlar oluşturulmaktadır. Hatta sürü sahibi dünyanın herhangi bir yerinden sürüde olan
    bütün olayları (döl verimi, süt verimi, tedaviler, ölümler, doğumlar gibi) izleyebilmektedir.Bu teknolojik olanaklar büyük sürülerde çok önemlidir. Özellikle 100 sağmalın üzerindeki kapasitelerde elle kayıt tutarak sürüdeki olayları izlemek erken uyarılara göre sağlıklı ve gecikmeksizin kararlar vermek gerçekten zordur.

    Döl verimini etkileyen etmenler ve alınabilecek önlemler:
    Sığır yetiştiriciliğinde döl verimini etkileyen çok sayıda etmen vardır. Dişinin zamanında gebe kalması için her şeyden önce kızgınlık göstermesi, kızgınlığın tespit edilmiş olması ve kızgınlık evresinin uygun döneminde tohumlanması gerekir.

    Hayvanın belirgin bir biçimde kızgınlık gösterebilmesi için doğru beslenmesi gerekir. Özellikle yüksek verimli ineklerde laktasyonun ilk iki ayı boyunca günlük süt veriminde hızlı bir yükseliş görülür. Bu dönemde hayvanın besin madde ihtiyaçlarının karşılanmasında günlük kuru madde tüketiminin sınırlı olması nedeniyle güçlük vardır. Kuru dönemden başlanarak beslemenin uygun şekilde yapılması ineğin yüksek süt verimine hazırlanması ve laktasyon boyunca normlara uygun beslemenin devam ettirilmesi gerekir. Bu arada doğum sonrsı stresi azaltmak için işkembe faaliyetlerini düzenleyen önlemlerin de alınması gerekir. İnekler doğum sonrasında çeşitli metabolik hastalıklara maruz kalabilirler. Laktasyonla birlikte vücuttan bol miktarda kalsiyum atılmasına bağlı olarak süt hummasının (=dana humması, hypocalcemia) şekillenmesi, karbonhidrat metabolizmasının bozukluğuna bağlı olarak ketozisin (=acetonemia) ortaya çıkması veya yoğun yemlerin aniden fazla miktarda verilmesine bağlı olarak ortaya çıkan asidosis bunların en önemlileridir. Bu hastalıklar hemen farkedilerek tedavi edilmedikleri takdirde hayvanlar üzerinde çok yıkıcı etkiler bırakırlar ve uzun zaman alan tedavi süreci gebe kalmayı geciktirir, hatta hayvanın ölümüyle sonuçlanabilir. Beslemenin uygun şekilde yapılması bu ve benzeri hastalıkların ortaya çıkışını neredeyse tamamen ortadan kaldırabilir. Üreme organlarının mikrobik hastalıkları döl verim düşüklüğünün en önemli nedenidir. Metritis, pyometra, vaginitis gibi olgular en çok karşılaşılan sorunlardır. Doğumun hijyenik koşullarda yapılmaması, yanlış müdahaleler, uygun olmayan dezenfeksiyon önlemleri ve sürünün IBR, BVD gibi hastalıklarla bulaşık olması da bu hastalıkların şekillenmesine neden olmaktadır.

    Ayrıca brusellosis (=bruselloz, bulaşıcı yavru atma hastalığı) bakımından bulaşık sürülerde üreme etkinliği ciddi tehdit altındadır. Bu gibi hastalıklardan korunmanın en iyi yolu, sürünün kuruluş aşamasında hayvanların test edilerek sağlıklı olanların alınması, aşılamaların titizlikle yapılması ve doğum hijyenine aşırı sayılabilecek ölçüde özen gösterilmesidir.

    Hormonal aktivitedeki bozukluklar da kızgınlıkların düzensiz olmasına veya hiç görülmemesine neden olurlar. Bu bakımdan doğum sonrasında kritik gün olarak belirlenen tarihte gerekli yoklamaların Veteriner Hekim tarafından yapılması ve üreme organlarının sürekli olarak izlenmesi çok önemlidir.

    Normal kızgınlık gösteren hayvanların gebe kalabilmeleri için uygun zamanda tohumlanmaları gerekir. Ergenlik çağına ulaşmış olan sağlıklı dişilerde kızgınlık döngüsü, hayvan gebe kalıncaya kadar, ortalama olarak 21 gün (18-24 gün) aralıklarla yinelenir. Kızgınlık süresi ortalama olarak 18 saattir (6-30 saat). Kızgınlık belirtilerinin bitiminden itibaren 6-8 saat sonra ovulasyon (döllenecek yumurtanın serbest bırakılması) gerçekleşir. Dişi yumurta hücresi üreme organında 6 saat kadar süreyle döllenme yeteneğini korumaktadır. Erkek üreme hücresi ise dölleme yeteneğini 24-48 saat koruyabilmektedir. Ancak uterusa ulaşan erkek üreme hücresinin dölleme yapabilmesi için 6 saatlik bir olgunlaşma süresine gereksinimi vardır. Bu bilgilerin ışığında en uygun tohumlama zamanının belirlenmesi konusunda şunları söyleyebiliriz: Kızgınlık belirtilerinin ortaya çıktıktan, yani başka hayvanların kızgın hayvana aşım yapar gibi davranmaları veya kızgınlık gösteren hayvanın diğer hayvanlara benzer biçimde davranmasından, 6 saat kadar sonra sakin kızgınlık dönemi başlar. Bu dönemde kızgın hayvan diğer hayvanların aşım yaparcasına davranışlarına kaçarak tepki vermez ve sakin biçimde durur. Aşım ya da tohumlama için en uygun zaman hayvanın durmaya başladığı zamandan itibaren 6-8 saat sonrasıdır. Zamanlamayı ayarlamada en büyük güçlük kızgınlık başlangıcının veya sakin kızgınlık döneminin (hayvanın durmaya başlamasının) ne zaman başladığının kesin olarak saptanamamasıdır. Araştırmalar kızgınlıkların %55 kadarının gece saatlerinde başladığını göstermektedir. Bu nedenle sabah 07.00 de durduğu görülen hayvanın kızgınlığın hangi evresinde olduğunu kestirmek zordur. Böyle bir durumda 8 saat daha beklenerek tohumlama yapılması döl tutma olasılığını azaltabilir. Bu gibi hallerde tohumlamanın 5 saat kadar sonra yapılması düşünülebilir. Esasen her işletmenin, zamanlamayla ilgili olarak yaptığı uygulamaları kaydetmek ve sonradan bu bilgileri değerlendirmek suretiyle, en iyi sonuç aldığı yöntemi belirlemesinde yarar vardır. Hayvanlar arasında zamanlamayla ilgili olarak farklar bulunduğu da gözardı edilmemelidir. Bu konuda en iyi çözüm başlangıçta belirtilen gelişmiş sürü yönetim sisteminin kullanılmasıdır.

    Yapay tohumlama başarısını etkileyen bir diğer etmen, tohumlamada kullanılacak olan spermaların iyi korunmuş olması ve uygulamayı yapan kişinin bu konudaki becerisidir. Spermalar özel konteynerler (tank) içinde ve sıvı azot ortamında –196 °C soğukta muhafaza edilmektedir. Tanktaki azot seviyesinin aşırı düşmesi, kanisterlerin sıklıkla çıkarılması, payetlerin alınması sırasında gerekli çabukluğun gösterilmemesi veya taşınırken tankın aşırı çalkalanması gibi olumsuzluklar spermaların ciddi ölçüde zarar görmesine neden olmaktadır. Sperma çevre sıcaklığındaki oynamalara karşı çok hassastır. Bu nedenle işletmelerin spermalarını sakladığı kendine ait bir konteynerinin olması, ayrıca zaman zaman sıvı azot takviyesini yapabilmek için 25 litrelik bir yedek tankının olması çok faydalıdır. Sperma satın alınırken her bir boğadan 3-5 adet olarak değil, bir destede ne kadar varsa (10 adet veya 25 adet gibi) topluca alınması gerekir. Böylece soğuk zincir kırılmadan transfer gerçekleştirilmiş olur.

    Sığırcılığın diğer üretim dallarına göre farkı ‘’ geri dönüş’’ olmamasıdır. Erken gözlem ve zamanında müdahale çok önemlidir. Kaçan fırsat her zaman çok pahalı ödenir. Bu nedenle en az teknolojik olanakla bile, sistematik gözlem ve kayıt tutarak başarılı olunabileceği unutulmamalıdır. Öte yandan hangi gelişmiş teknolojik olanaktan yararlanılırsa yararlanılsın, sonunda insan faktörü önemlidir. Yapılması gerekeni yapan (zamanında yapacak olan) yine insandır. Bu nedenle güncel bilgiye ulaşmaya çalışmak, sürekli eğitimin gereğini yerine getirmek başarı için kaçınılmazdır.
    HER TÜRLÜ DOĞRU BİLGİYE VE TEKNOLOJİYE ULAŞMADA ART PASLANMAZ MAKİNA YANINIZDA OLACAĞINI VE HER ZAMAN ARAYIP DANIŞABİLECEĞİNİZİ UNUTMAYINIZ.

    Bilgi Profili : 7

    KABA YEM KALİTESİNİN ÖNEMİ

    KABA YEM KALİTESİNİN ÖNEMİ

    Kaba yemler işkembeli hayvanların vazgeçilmez yem kaynağıdır. Bu hayvanların hazım sistemi yeterli kaba yem olmaksızın işlevini tam olarak yapamaz. Yeterli kaba yem olmadığında veya düşük oranlarda verildiğinde işkembede doğal asitlik dengesi bozulmaktadır. Kaba yem oranı çok azaldığında sürekli asitlik ortamı oluşur. Sınırlarda verildiğinde ise asitlikte gün boyu oynamalar (iniş ve çıkışlar) görülür. Sonuçta her iki durumda da benzer olumsuzluklar ortaya çıkar. Bu olumsuzluklardan başlıcaları şunlardır:
    • Yemlerden yararlanma azalır, verim düşer.
    • Bağışıklık sistemi geriler.
    • Tırnaklarda çürüme ve topallık yaygınlaşır.
    • Gebelik gecikir, kısırlık artar.
    • Hayvanlar kolay hastalanır.
    • Verimli ömür kısalır.

    Ülkemizin, hemen bir çok yerinde kaliteli ve bol kaba yem yetiştirilmesi kolaydır. Bu durum, Avrupa ülkeleriyle karşılaştırıldığında, bizim için büyük bir avantajdır. Ancak kaba yemi sadece üretmek yeterli değildir. Aynı zamanda istenen kalitede elde etmek önemlidir. Bu yazımızda en önemli kaba yemlerden kuru yonca ve korunga gibi baklagil kaba yemlerinde kalitenin sağlanması üzerinde durulacaktır.

    Kuru ot üretiminde, diğer kaba yemlerde olduğu gibi, hasat zamanı çok önemlidir. Geç hasat yapıldığında (kartlaştığında) otların işkembede değerlendirilmesi aksamaya ve gerilemeye başlamaktadır. Özellikle yonca ve korungada bu gerileme çok belirgindir. Kartlaşmış yoncalarda yemden yararlanma çok azalmaktadır. Örneğin yonca ağırlıklı kaba yem kullanıldığında, kaliteli ve kalitesiz yonca arasında % 40’lara varan besin madde kayıpları ve yararlanma eksiklikleri ortaya çıkabilmektedir..

    Kuru ot üretiminde kalitenin oluşumunda sadece hasat zamanı değil, kullanılan mekanizasyonun da büyük etkisi vardır. Bilindiği gibi, otsu bitkilerde en fazla besin maddesi yapraklarındadır. Kullanılan makinenin yaprak dökülmesinin en az olacağı teknolojiyi içermesi gerekir. Aynı zamanda bitkiye de zarar verilmemelidir. Özellikle yonca ve korunga gibi çok yıllık bitkilerde bu konuya çok daha fazla dikkat edilmelidir.

    Biçim sırasında ot, keskin bıçakla, bitki sapını örselemeden (gevmeden) çok düzgün kesilmelidir. Sap örselenirse sürgünler zarar görür ve bitkinin yeniden büyümesi gecikir. Beklenen verimli ömrü kısalır. Bu amaçla kullanılacak doğru makine diskli biçicidir.

    Makinenin iş genişliği de önemlidir. İş genişliği arttıkça traktör tarafından daha az alan çiğnenir, böylece bitkiler daha az zarar görür. Dekar başına harcanan mazot miktarı da azalır.

    Bitki biçildiğinde, kökle ilişkisi kesilir ancak biçinti materyali iyice solana kadar yaşamaya devam eder ve yaşayan her canlı gibi besin maddesi kullanmayı sürdürür. Kökle ilişkisi kesildiği için yapısında bulunan besin maddelerini kullanır. Yani otun solması geciktikçe, besin madde kaybı artmaktadır. Bunu azaltmak için, modern makinelerde, biçilen otları iki lastik merdane arasından geçirerek örseleyen ve koşullandırıcı adı verilen bir sistem geliştirilmiştir. Bu sistemi içeren makinelerle biçilen otlar çabuk solmakta (yaşamı çabuk bitmekte) ve besin madde kaybı azalmaktadır. Aynı zamanda balyalama kuruluğuna çabuk ulaşıldığı için ot tarladan bir – iki gün daha erken kaldırılabilmektedir. Tarla erken boşaldığı için, sulamaya daha çabuk başlanmaktadır. Zamanında biçim ve çabuk kuruma hem besin madde kaybını azaltmakta, hem de yılda bir biçim fazla hasat yapılarak toplamda verim artışı sağlanmaktadır.

    Otun kuruması sırasında yapraklar çabuk, sap kısmı ise geç kurur. Sap yeterince kurumadan balyalamak olanaksızdır. Sapın kuruması beklendiğinde yapraklar aşırı kuruduğu için, yaprak dökümü artar. Halbuki koşullandırıcı bulunan makine ile biçilen otlarda, saplar örselendiği için, sap ve yapraklar benzer zamanda kururlar. Böylece yaprak kaybı çok azalır.

    Bilindiği gibi, biçilen ot balyalama öncesi namlu haline getirilmektedir. Namlu yapılırken uygun makine kullanılmadığında yapraklar çok dökülmektedir. Özellikle sap veya çayır otu için kullanılan yıldız tırmık (kırkayak) ile namlu yapılan yonca, korunga gibi otlarda yaprak kaybı çok büyüktür. Bu değerli otların yaprağının dökülmesi halinde besin madde değeri çok azalmaktadır. Yonca ve korunga gibi baklagillerin en büyük düşmanı kendileridir. Tarlaya dökülen kısımlar tarlada hızla çürür ve altında kalan köklü bitkileri öldürürler. Hasat sonrası kalan kısım arttıkça tarlada otsuz alanlar çoğalır (kelleşir) ve verim giderek düşer.

    Baklagil kuru otlarını namlu yaparken yere paralel çalışan döner tırmık (rotary tırmık) kullanılmalıdır. Bu tırmıklar, otu havaya kaldırmadan ve silkelemeden namlu yapan tırmıklardır. Çok değerli olan yaprak kaybını önlemek ve yonca, korunga gibi çok yıllık bitkilerin verimli ömrünü uzatmak için doğru tırmık kullanılmalıdır.

    Görüldüğü gibi, başarılı bir üretim yapmak için doğru bilgiye ulaşmak ve doğru bilgi ışığında , uygun makineleri seçmek gerekmektedir.

    DOĞRU BİLGİ VE PROFESYONEL SEÇİM İÇİN ART PASLANMAZ MAKİNA YARDIMINIZA HAZIRDIR.

     

     

    Bilgi Profili : 8

    SÜRÜ YEMLEMEDE TEMEL BESLEME İLKELERİ VE RASYONLAR

    SÜRÜ YEMLEMEDE TEMEL BESLEME İLKELERİ VE RASYONLAR

    Bu yazıda önerilen yemleme programları hayvanların içinde bulundukları yaş, cinsiyet ve fizyolojik durumları göz önüne alınarak hazırlanmıştır. Esas amaç kritik sınırlara varmadan güvenli bir yemlemenin işletmeye yerleştirilmesidir. Verilen miktarlar baz alınan ortalama değerlere göredir. Elbette bazı işletmelerde hayvanların gelişmeleri ve süt verimleri arasında farklılıklar olabilecektir. Ayrıca iklim koşulları, yemlerin lezzeti ve stres etmenleri gibi faktörlere bağlı olarak grupların yem tüketiminde oynamalar görülmesi mümkündür. Bu nedenlerle kimi gruplarda yem tüketimiyle ilgili olarak günden güne bazı değişiklikler olabileceği varsayılmış, doz cetveli kullanılmak suretiyle yem miktarının ayarlanması gerektiği belirtilmiştir. Bazı hallerde ise verilen yem hayvanların besin madde gereksinimini karşılamasına rağmen iştaha bağlı olarak miktarı yeterli gelmemektedir. Bu durumda sadece sap (saman) arttırılması suretiyle mekanik tokluğun sağlanması önerilmiştir.

    Hayvan besleme, sürekli değişim gösteren dinamik bir uygulamadır. Hesapla bulunan yemleme programları mutlak anlamda doğru değildir. Hayvanları beslerken kullandığımız hammaddelerin besin madde içerikleri sabit değildir. Her partide az veya çok değişiklik göstermektedir. Bu nedenle besleme işleri düzenlenirken yapılan yemlemeye hayvanın yanıtını izlemek ve uygulamayı buna göre sürekli düzelterek (ayarlayarak) sürdürmek gerekir. Bunu yaparken yem kompozisyonunda ani değişiklikler olmayacak şekilde davranmak gereklidir. Doz cetveli önerilmesinin temel nedeni budur. Diğer taraftan yemlerin parça büyüklüğü de hayvanın yem tüketimini etkilemektedir. Parça büyüklüğü aynı zamanda işkembenin asitlik dengesini de değiştirmektedir. Bu bakımdan yemleme programları hazırlanırken yemlerin (özellikle kaba yemlerin) parça büyüklüğü göz önüne alınmalıdır.

    Burada önerilen yemleme programları güvenle kullanılacak özellikte verilmiştir. İşletmeler firmamızdan alacağı eğitim ve zaman içinde edinecekleri deneyimlerle yemlemedeki ince ayarlamaları yapabilecek duruma geleceklerdir. Firmamız müşterilerine bu konudaki bilgi desteğini sürekli olarak vermektedir.

    1. BUZAĞILARIN SÜT İÇME DÖNEMİNDEKİ BESLENMELERİ

    Süt içme dönemindeki buzağılara ilk 4 gün kendi analarının sütü (ağız sütü) verilmelidir. Bu sırada doğumhanede eşzamanlı olarak doğum yapmış daha yaşlı inekler varsa bunlardan birinin ağız sütü tercih edilmelidir, çünkü yaşlı ineklerin ağız sütü bağışıklık maddelerince daha zengindir. Bu sütün doğumdan hemen sonra (en geç 45 dakika içinde ) verilmesi gerekir. Sonraki 1 haftada sürüdeki sütten (tercihen son doğum yapanların sütü ) verilmeye devam edilmelidir. Sütle büyütme dönemi 10. günden itibaren süt veya mama verilerek sürdürülmelidir. Aşağıda 56 günlük sütle büyütme programında içirilecek süt miktarlarını gösteren bir çizelge verilmiştir.

    GÜNLER SABAH ÖĞLE AKŞAM
    0-4 Doğumdan sonra 2,5 Litre ağız sütü verilir. Birkaç saat sonra 1,5 litre daha ağız sütü verilerek 4 litreye tamamlanır. Sonraki günlerde üç öğünde toplam 4 litre olacak şekilde ağız sütü verilmeye devam edilir.
    5-7 1,5 1,5 1,5
    8-14 2 1,5 1,5
    15-21 3 – 3
    22-28 3 – 3
    29-35 2,5 – 2,5
    36-42 2,0 – 2,0
    43-49 1,5 – 1,5
    50-56 0,5+0,5 (su) 0,5+0,5 (su) 0,5+0,5(su)
    ( ağız sütü hariç toplam 227 litre)

    Son hafta sulu süt verilmesinin nedeni, sütten kesme stresini azaltmaktır.

    Süt yerine 10. günden sonra mama verilecek olursa süt bazlı mama kullanılmalı ve sulandırma oranı 1 kısım mama + 6.5 kısım su olmalıdır.

    Süt içme dönemi boyunca buzağıların önünde su ve yoğun yem (YY1) bulundurulmalıdır. Kuru ot ( kes şeklinde ve bol yapraklı) 4. haftadan sonra verilmelidir. Yem ve ot günde en az bir kez yemliklerden temizlenip alınmalı ve tazelenmelidir. Toplanan artıklar, ziyan olmaması için, besi danalarının karışımlarına konmalıdır. Yoğun yem için emzik tipi yemlik (BRADEN BOTTLE ) tercih edilmelidir. Süt verilen emzikli kova temizlenerek buzağıların aynı emzikli kovadan suyu da emerek almaları sağlanabilir.

    Süt (veya mama ) 35 °C sıcaklıkta verilmelidir. Çok soğuk havalarda (10 °C’nin altında) verilen su bir süre sonra değiştirilerek buzağıların çok soğuk içmemeleri sağlanmalıdır.

    Buzağıların yemlenmesinde süt içirme döneminden sonra, yonca kuru otu (%25) ve yoğun yem (%75) karıştırılarak (yem römorklarında 10 gün yetecek miktar hazırlanarak çuvallanabilir) verilmelidir. Yemlikler yine her gün temizlenmelidir.

    Buzağılar 0-3 aylık dönemi bireysel kulübelerde geçirmeli, sonraki ahıra (3-8 aylık ahır) 3-4 tanesi birlikte aktarılmalıdır. Buzağılar tek tek aktarılırsa diğerleri tarafından hırpalanırlar.

    Bu dönemde buzağılar toplam olarak yaklaşık 35 – 40 kg kadar yoğun yem ve 15-20 kg kadar yonca kuru otu tüketirler.

    2. DEĞİŞİK YAŞ VE FİZYOLOJİK DURUMDAKİ HAYVANLAR İÇİN YOĞUN YEM KARMALARI

    Bu amaçla kullanılacak olan yoğun yem karmalarının içeriği EK-2’de verilmiştir.

    3. 3-8 AYLIK DANALARIN (ERKEK VE DİŞİ) BESLENMELERİ

    Bu dönemde 6 aylığa kadar %25 yonca kuru otu ve % 75 yoğun yem karışımıyla besleme sürdürülür. Daha sonra 6-8 ay arasında aşağıdaki yemleme uygulanır.

    YEMLER GÜNLÜK MİKTAR ( kg) % miktar
    Silaj 6.0 54
    Yonca kuru otu 2.5 23
    Yoğunyem (YY2) 2.5 23
    TOPLAM 11.0 100.0

    4. 9-12 AYLIK ERKEK DANALARIN BESLENMELERİ

    Bu dönemdeki beslemede aşağıdaki ortalama yemleme ad.lib olarak (yiyebildiği kadar) uygulanmalıdır. Bu rasyonda günlük canlı ağırlık artışının 1200 g olması amaçlanmıştır.

    YEMLER GÜNLÜK MİKTAR ( kg) % miktar
    Mısır silajı 12.0 66.0
    Yonca kuru otu 1,6 9.0
    Tahıl sapı 0.6 3.0
    Yoğunyem (YY3) 4.0 22.0
    TOPLAM 18.2 100.0

    5. 13-18 AYLIK ERKEK DANALARIN BESLENMELERİ

    Bu dönemdeki beslemede aşağıdaki ortalama yemleme (yiyebildiği kadar verilerek) uygulanmalıdır. Bu rasyonda günlük canlı ağırlık artışının 1200 g olması amaçlanmıştır. Her öğünde verilecek yem miktarını ayarlamada, EK – 1’de açıklanan ve bir örneği verilen doz cetveline benzer bir cetvel oluşturularak kullanılmalıdır.

    YEMLER GÜNLÜK MİKTAR ( kg) % miktar
    Mısır silajı 17.0 70.2
    Yonca kuru otu 1.4 5.8
    Tahıl sapı 0.6 2.5
    Yoğun yem (YY3) 5.2 21.5
    TOPLAM 24.8 100.0

    Yemlemenin uygulanmasında öğün sonunda artan yem miktarı verilenin %3’ü kadar olmalı ve sonraki öğünden bir saat önce süpürülüp, bir sonraki yeme karıştırılmalıdır. İyi bir yemlemede yemliğin okunarak miktar ayarlaması yapmak çok önemlidir. Yemin miktarını değiştirirken kompozisyonunu değiştirmemek gerekir. Bu nedenle değişimi % olarak hesaplamalı, miktar azalsa da, çoğalsa da malamanın kompozisyonunu değiştirmeden yemleme yapılmalıdır.

    6. 9-12 AYLIK HAM DÜVELERİN BESLENMESİ

    Bu dönemdeki dişi hayvanların beslenmesinde aşağıdaki besleme programı uygulanır.

    YEMLER GÜNLÜK MİKTAR ( kg) % miktar
    Mısır silajı 10.0 64.0
    Yonca kuru otu 1.4 9.0
    Tahıl sapı 1.2 7.7
    Yoğun yem (YY4) 3.0 19.3
    TOPLAM 15.6 100.0

    Not: Bu rasyonda günlük canlı ağırlık artışının 800 g olması amaçlanmıştır.Yem yetersizliğinde sadece sap artırılır.

    7. 13-18 AYLIK DÜVELERİN BESLENME PROGRAMLARI

    YEMLER GÜNLÜK MİKTAR ( kg) % miktar
    Mısır silajı 12.0 67.3
    Yonca kuru otu 1.4 7.9
    Tahıl sapı 1.4 7.9
    Yoğun yem (YY4) 3.0 16.9
    TOPLAM 17.8 100.0

    Not: Bu rasyonda günlük canlı ağırlık artışının 800 g olması amaçlanmıştır. Yem yetersizliğinde sadece sap artırılır.

    8. 19-22 AYLIK GEBE DÜVELERİN BESLENMELERİ

    YEMLER GÜNLÜK MİKTAR ( kg) % miktar
    Mısır silajı 14.0 70.7
    Yonca kuru otu 1.4 7.1
    Tahıl sapı 1.4 7.1
    Yoğun yem (YY4) 3.0 15.1
    TOPLAM 19.8 100.0

    Not: Bu rasyonda günlük canlı ağırlık artışının 800 g olması amaçlanmıştır. Yem yetersizliğinde sadece sap artırılır.

    Düvelerin beslenmelerinde yağlanma olmaksızın sınırlı bir büyüme sağlanması esastır. Bu nedenle yem, tüketiminin artması gereken dönemlerde sadece sap arttırılarak fiziksel doyumun oluşturulması yeterlidir.

    Düveler 22 aylıktan sonra kurudaki hayvanlarda uygulanan esaslara göre beslenmelidir.

    9. KURUDAKİ HAYVANLARIN BESLENME PROGRAMI

    Kurudaki hayvanlar kuru dönemin başında (ön kuru) ve doğuma 3 hafta kala (son kuru) dönemlerde farklı beslenirler. Burada amaç kuru dönemde yağlanmayı önlemektir. Diğer taraftan, doğum sonrasında ortaya çıkan süt veriminin gerektirdiği yoğun yeme de alışmaları gerekir. Bu nedenle son 3 hafta yoğun yemin artması esastır.

    9.1. ÖN KURU DÖNEMDE UYGULANAN YEMLEME PROGRAMI

    YEMLER GÜNLÜK MİKTAR ( kg) % miktar
    Mısır silajı 13.0 62.2
    Yonca kuru otu 2.4 11.5
    Tahıl sapı 4.0 19.1
    Yoğun yem (YY3) 1.5 7.2
    TOPLAM 20.9 100.0
    Not: Yem yetersizliğinde sadece sap artırılır.

    9.2. SON KURU DÖNEMDE UYGULANACAK YEMLEME PROGRAMI

    YEMLER GÜNLÜK MİKTAR ( kg) % miktar
    Mısır silajı 13.0 51.2
    Yonca kuru otu 2.4 9.5
    Tahıl sapı 4.0 15.7
    Yoğun yem (YY3) 6.0 23.6
    TOPLAM 25.4 100.0
    Not: Yem yetersizliğinde sadece sap artırılır.

    10. SAĞMAL İNEKLERİN YEMLEME PROGRAMI

    10.1. YENİ DOĞURAN İNEKLER GRUBU
    Sağmal inekler esas olarak yeni doğuranlar (ilk 1,5 ay) ve sonrakiler şeklinde ayırılırlar. Yeni doğuranlar; süt verimleri ilk 1.5 – 2 ay boyunca sürekli artan, metabolik sistemle ilgili rahatsızlıkların da en fazla ortaya çıktığı gruptur. Bunların ayrı bölmede (veya bölmelerde) tutulmaları halinde gözlemler veya işlemler kolaylaşacaktır.

    YEMLER GÜNLÜK MİKTAR ( kg) % miktar
    Mısır silajı 22.0 63.8
    Yonca kuru otu 4.0 11.6
    Yoğun yem (YY5) 8.5 24.6
    TOPLAM 34.5 100.0

    Not: Bu miktar yem %4 yağlı 24.0 kg süt üreten bir ineğin gereksinimini karşılamak üzere hazırlanmıştır. Fazla süt veren hayvanlar, aynı kompozisyonu fazla tüketerek 28.0 –29.0 kg ortalamaya ulaşabilir. Elbette hayvanların durumuna ve kaba yemlerin kalitesine göre gerektiğinde değişiklikler yapılmalı ve uygulamada karşılaşılabilecek diğer ayrıntılar göz önüne alınmalıdır. Hayvanların yem tüketimleri sürekli olarak izlenmeli (yemlik okuma) ve doz cetveli kullanılmalıdır.

    10.2. LAKTASYONUN 1.5 – 6 AY DÖNEMİNDE BULUNAN GRUP

    Bu dönemdeki hayvanlar işletme büyüklüğüne göre birden fazla verim grubunda barındırılabilir. Gruplandırma yapılırken, işleri kolaylaştırmak için, kızgınlığın yoğun olduğu ve tohumlamanın en çok uygulandığı dönemdeki hayvanların birlikte olmalarına özen göstermek gerekir. Ayrıca yemlik okuma işi dikkatle yapılmalı ve yem miktarının ayarlanmasında doz cetveli kullanılmalıdır

    YEMLER GÜNLÜK MİKTAR ( kg) % miktar
    Mısır silajı 21.0 58.0
    Yonca kuru otu 5.0 13.8
    Yoğun yem (YY5) 10.2 28.2
    TOPLAM 36.2 100.0

    Not: Bu miktar yem %4 yağlı 28.0 kg süt üreten bir ineğin gereksinimini karşılamak üzere hazırlanmıştır.

    10.3. SAĞIM DÖNEMİ SONU ( LAKTASYONUN SON 3 AYI )

    Bu dönemde 10.1 deki yemleme programı uygulanır.

    11. ÇİFTLİĞE NAKLEDİLEN HAYVANLARIN BESLENMESİ

    Yolculuk yapan hayvanların, taşındıkları yol çok uzun olmasa bile, dengeleri bozulabilmektedir. Bu nedenle ilk günler özel olarak beslenmelidir. Bu hayvanların bakım beslenmeleri aşağıdaki esaslara göre yapılmalıdır.

    • Hayvanlar düzgün bir rampadan (toprak yığarak da rampa yapabilirsiniz.) vurmadan ve korkutmadan indirilmelidir. Korku en fazla stres yapan etmendir.
    • Yolda susuz kalmış olabilirler. Suya giden hayvanlara dikkat edilmeli birdenbire çok su içmesi engellenmelidir. Susuz kaldığı anlaşılan hayvanlar arasına adam sokularak, kısa sürelerde sık su içmeleri sağlanmalıdır.
    • Hayvanlara canlı ağırlıklarının %2.2’si kadar, yarı yarıya kepek + saman ve 100 kg canlı ağırlığa 100gr/gün hesabıyla BEROBAF karışımı verilmelidir. Bu yemleme 3 gün sürdürülmelidir. Ayrıca hayvan başına günde 400 gr glikoz, yoksa 1 kg şeker suda eritilip yemlerine karıştırılmalıdır.
    • Aynı yem karışımı 4. günden sonra yiyebildiği kadar olacak şekilde arttırılmalıdır.
    • İkinci hafta samanın yarısı yoncayla, kepeğin yarısı da yoğun yem (YY3) karması ile değiştirilmelidir. Bu dönem 2 hafta sürmelidir.
    • Daha sonra hayvanlara ait oldukları gruplara göre – önceden belirtilmiş olan – yemleme yapılmasına başlanmalıdır.

    EK – 1

    YEMLEMEDE DOZ CETVELİ OLUŞTURULMASI VE KULLANIMI

    Doz cetvelinin kullanılmasında temel amaç, hayvanların yem tüketimine göre verilecek yemin miktarının ayarlanmasıdır. Cetvel kullanılmak suretiyle verilen toplam yem miktarı, malamanın kompozisyonu değiştirilmeden, ihtiyaca göre azaltılıp çoğaltılabilmektedir.

    Hayvanların günlük yem tüketimleri mevsime, hava sıcaklığına, verim düzeyindeki değişmelere veya stres faktörleri gibi çok sayıda etmene bağlı olarak değişebilmektedir. Hatta sıcak yaz günlerinde sabah ve akşam öğünleri arasında ciddi farklar ortaya çıkabilmektedir. Oysa besi grubunda ve 3-8 aylık danalar grubundaki hayvanlarda her öğün sonunda (sonraki yemlemeden 1 saat kadar önce) verilmiş olan yemin %2-3 kadarının artmış olması, sağmal gruplarda ve diğer hayvanlarda ise önceden verilmiş olan yemin (sonraki yemlemeden 1 saat kadar önce) %1.5-2’sinin kalması istenir. Burada hatırlanması gereken nokta: Yemin eksik veya fazla geldiğine karar verirken 3-4 günlük gözlemlere bakılmalıdır. Miktar değişikliği yapılırken yemin kompozisyonunu değiştirmeden miktarını öğünlere göre değiştirmek gerekir. Bu işlemler kolayca ve bakıcı hatalarına izin vermeksizin yapılmalıdır. Aşağıda örneği verilen doz cetvelleri işletmede bulunan bütün besleme grupları için ayrı ayrı hazırlanırsa büyük kolaylık sağlanır ve hatasız bir yemleme yapma olanağı sağlanır.

    SAĞMAL İNEKLER İÇİN DOZ CETVELİ ÖRNEĞİ ( öğünlük)

    YEMLER (kg)
    Hayvan sayısı Mısır silajı Yonca kuru otu Yoğun yem TOPLAM
    100 1100 200 425 1725
    102 1122 204 434 1760
    104 1144 208 442 1794
    106 1166 212 450 1828
    108 1188 216 459 1863
    110 1210 220 468 1898
    115 1320 230 488 2038
    120 1430 240 510 2180

    EK – 2

    DEĞİŞİK YAŞ VE FİZYOLOJİK DURUMDAKİ HAYVANLAR İÇİN YOĞUN YEM KARMALARI

    Not: Yukarıdaki yoğun yem karmaları için buğday ezmesinin bulunmadığı veya fiyatının yüksek olduğu koşullarda buğday kırığı veya arpa kullanılabilir. Diğer yem hammaddelerinin temininde güçlükle karşılaşıldığında veya yüksek fiyat artışları olduğunda rasyonların yeniden düzenlenmesi gerekecektir. İstendiği takdirde ART PASLANMAZ MAKİNA bu ve benzeri işler için teknik danışmanlık hizmeti vermektedir.